Musa Ebu Merzuk

1997 Değerlendirmesi

Musa Ebu Merzuk Serbest

Flistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)'nin Siyasi Birim başkanı Dr. Musa Ebu Merzuk geçtiğimiz ay ABD tarafından Ürdün'e iade edildi.

Aslen Filistinli olan Musa Ebu Merzuk Haziran 1995 başlarında herhangi bir gerekçe gösterilmeden, ikamet etmekte olduğu Ürdün'den sınır dışı edildi. Bunun ABD ve İsrail'in istekleri doğrultusunda gerçekleştirilmiş bir sınır dışı olması kuvvetli bir ihtimaldi. Çünkü Ebu Merzuk, ABD'de ikamet hakkına sahip olduğundan Ürdün'den çıkarıldıktan sonra bu ülkeye gitmesi muhtemeldi. Ürdün'den sınır dışı edildikten bir süre sonra, 25 Temmuz 1995 tarihinde ABD'ye giriş yaptığı anda Jhon Kennedy havaalanında herhangi bir gerekçe gösterilmeden tutuklanması da Ürdün'den sınır dışı edilmesi işleminin danışıklı bir uygulama olduğunu ortaya çıkardı. Amerikan yönetiminin Dr. Ebu Merzuk'a önce Amerika'ya girmesi için fırsat vermesi sonra da havaalanına ayağını bastığı anda hiçbir gerekçe göstermeden kendisini tutuklaması eşine az rastlanır bir vahşet örneğiydi. Adeta tuzağa düşürmek istiyormuşcasına önce "buyur gel" demiş, sonra kapıdan içeri girdiği an kollarına kelepçe vurmuştu. Başkan Clinton bu tür vahşet uygulamalarını aynı zamanda bir süre sonra gerçekleştirilecek olan seçimler için bir yatırım olarak değerlendirmek istiyordu. Bilindiği üzere Amerika'daki yahudi lobisi pek fazla bir oy potansiyeline sahip olmasa da maddi imkânlarıyla bu ülkedeki seçimlere yön verebilmektedir. Clinton da bu lobiye yaranabilmek amacıyla İsrail'in lehine olacağını düşündüğü her öneriyi gözünü kırpmadan kabullenmekten çekinmemektedir. Ebu Merzuk'a bu şekilde bir komplo düzenlenmesi de büyük bir ihtimalle Amerika'daki siyonist lobinin bir teklifiydi.

Bazı etkili kişilerin haksız yere tutuklanan Ebu Merzuk'un serbest bırakılması için müracaatta bulunmaları üzerine güvenlik teşkilatındaki yetkililer, onun başkan Clinton'un direktifleriyle tutuklandığını dolayısıyla serbest bırakılmasında kendilerinin herhangi bir rollerinin olamayacağını söylediler. Bu açıklama aslında direktiflerin İsrail'den veya İsrail'in ABD uzantısı durumundaki yahudi lobisinden geldiğini ortaya koyuyordu. Çünkü Clinton'ın, Dr. Ebu Merzuk'un tutuklanması için direktif vermesini gerektirecek başka bir sebep yoktu.

Amerikan yönetimi önce haksız yere tutuklanan Dr. Musa Ebu Merzuk'un serbest bırakılmasını isteyen tüm çağrılara kulak tıkadı. Bu yönde yapılan aracılık girişimlerine de fırsat vermedi. Çünkü onun tutuklanmasındaki amaç yahudi lobisinin ve İsrail'in memnun edilmesiydi. Dolayısıyla insan hakları, hukuk vs. gibi kavramlara dayalı istekler, çağrılar Amerikan yönetimi için artık bir şey ifade etmiyordu. Siyonist işgal yönetimi daha sonra ABD'den Ebu Merzuk'un kendisine teslim edilmesini istedi. Amerika'daki yahudi lobisi de ısrarla Ebu Merzuk'un İsrail'e teslim edilmesini istiyordu.

Amerikan yönetimi başlangıçta İsrail'in Ebu Merzuk'un kendisine teslim edilmesi yönündeki isteğine herhangi bir cevap vermedi. Ancak tam İsrail seçimlerinin yaklaştığı sırada New York federal mahkemesi işi bir oldu bittiye getirerek, duruşma bile yapmadan Ebu Merzuk'un İsrail'e teslim edilmesine dair karar çıkardı. Böylece bütün uluslararası hukuk kuralları ve insani değerler ayaklar altına alınarak, ABD kimliği taşıyan, ailesi Amerika'da oturan ve Amerikan kanunlarına göre suç sayılabilecek fiiline rastlanmamış bir akademisyenin, Filistinli Müslümanlara zulmün her çeşidini revâ gören siyonistlere teslim edilmesi yönünde üstelik hukuki teamüllere tamamen ters bir şekilde karar çıkarılmış oldu. Karar hukuki olmaktan çok siyasi nitelikliydi. İsrail seçimleri öncesinde verilen bu kararın işgal altındaki Filistin topraklarına doluşmuş olan siyonist yahudi yığınlarının Likud Partisi'ne kaymalarının önlenmesi ve Şimon Peres'in yeniden iktidara getirilmesi için bir propaganda malzemesi olarak kullanılması amaçlanıyordu.

Ebu Merzuk önce hakkındaki kararın temyizi için dava açtı. Ancak daha sonra Amerikan adaletine güvenmediğini açıklayarak davasını geri çekti. Öte yandan HAMAS, Ebu Merzuk'un İsrail'e teslimini savaş ilanı olarak kabul edeceğini ve Yahya Ayyaş'ın şehid edilmesi olayıyla bir tutacağını duyurdu. HAMAS'ın bu açıklaması ve Filistin içinde gerçekleştirilen bazı eylemler işgalci siyonist yönetimi endişeye düşürdü ve işgal yönetimi Dr. Musa Ebu Merzuk'un kendisine teslim edilmesini istemediğini bildirdi. Bunun üzerine ABD meseleye çözüm bulabilmek için bir başka çıkış yolu aradı. Derken Ürdün yönetimi devreye girerek Musa Ebu Merzuk'un Ürdün'e geri gönderilmesini kabul edeceğini açıkladı. Ürdün'ün bu açıklaması ABD'nin işine yaradı ve böylece geçtiğimiz ay Ebu Merzuk Ürdün'e geri gönderildi. Böylece Dr. Musa Ebu Merzuk'un şahsına yönelik bir zulüm senaryosu başladığı yerde bitmiş oldu.

Ebu Merzuk Ürdün'e döndükten sonra yaptığı açıklamada ABD'nin kendisini serbest bırakırken siyasi faaliyetlere girmemesini şart koştuğunu ancak kendisinin Filistin halkının kurtuluş mücadelesine katkıda bulunmak amacıyla siyasi faaliyetlere iştirak edeceğini bildirdi. Musa Ebu Merzuk, Filistin halkının bağımsızlık mücadelesine öncülük eden HAMAS içindeki siyasi mücadelesine kaldığı yerden devam edeceğini bildirerek: "Ben hiç bir zaman HAMAS'ın bir üyesi olduğumu inkâr etmedim" dedi.