27 Haziran 2002 Perşembe
![]() |
![]() |
![]() |
ABD yönetimi bu sıralarda Filistin topraklarında yaşanan gelişmelerle yakından ilgileniyor. Bu amaçla yoğun çabalar sarf ediyor. Bu çerçevede ABD başkanı Bush sözde bir "barış planı" ileri sürdü. Planı inceleyenlerin tümü, tamamen İsrail'in hesaplarına ve menfaatlerine göre hazırlandığı üzerinde ittifak ediyorlar. Öyle de olsa siyonist işgalcileri girdaptan kurtarma açısından bir fonksiyon icra etmeyeceği ilk günden belli oldu. Biz, kağıt üzerinde kalacağından şüphe etmediğimiz bu planın tahlilini yapmayacağız.
ABD'nin bu günlerde üzerinde durduğu konulardan biri de özerk yönetimin yapısında ve kadrosunda değişiklik yapılması. Birçoklarının görüşlerine göre ABD artık Arafat'ın gitmesini ve Filistin direnişinin yıpratılmasında ondan daha etkili olacak birilerinin gelmesini istiyor. Tabii bu yöndeki yorumlar ABD'nin birtakım "üst düzey (!)" yetkililerinin açıklamalarına dayanıyor. Nitekim en başta başkan Bush, Arafat'la barış sağlanamayacağını ileri sürdü. Bush'a göre Filistin devleti kurulması fırsatının doğabilmesi için Arafat'ın gitmesi gerekiyormuş Son olarak da Dışişleri bakanı Colin Powell bir açıklama yaparak Arafat'ın gitmesi ve Filistin direnişinin yıpratılması konusunda ondan daha etkili birinin gelmesi gerektiğini ifade etti.
Amerika'nın "üst düzey (!)" yetkilileri bu yöndeki açıklamalarını aynı zamanda şantaj malzemesi olarak kullanmaya ve bu yolla Arafat'ın Filistin'deki direnişe daha fazla yüklenmesini sağlamaya çalışıyorlar. Arafat da bu şantajlar sebebiyle ABD karşısında kendini ispat telaşına girmiş gibi görünüyor. Bu amaçla işgalci siyonistlerin tanklarının kendisinin Ramallah'taki bürosunu kuşatmaya aldıkları bir sırada, Gazze'deki polislerine HAMAS'ın manevi lideri Şeyh Ahmed Yasin'in evini gözetime almalarını ve Şeyh Yasin'i evinde mecburi ikamete tabi tutmalarını emretti. Ondan bir gün önce de HAMAS'ın Gazze'deki bazı ileri gelenlerinin evlerine, özerk yönetim polisleri tarafından gece baskınları düzenlenerek tutuklamalar gerçekleştirilmişti.
Ama görüldüğü kadarıyla bütün bu baskınlar, tutuklamalar ve bütün vücudu felçli olduğundan başkalarının yardımı olmadan evinden çıkamayan Şeyh Yasin'e ev hapsi uygulaması ABD'yi tatmin etmiş görünmüyor. Bu yüzden Arafat'ın tasfiye edilmesi konusunda ısrarlı olduğunu her fırsatta ortaya koymaya çalışıyor.
İşin gerçeğinde ABD'nin şu merhalede Arafat'ın tasfiye edilmesi konusunda çok ısrarlı olduğunu sanmıyoruz. Çünkü onun tasfiyesi İsrail işgal devletine ve onun arkasında duran ABD'ye bir şey kazandırmayacaktır. Belki Arafat'tan Filistin direnişini yıpratma konusunda mümkün olduğu kadar yararlandıktan sonra ondan sonrasıyla ilgili planlarını devreye sokmayı hesaplıyor olabilir.
Göründüğü kadarıyla ABD ve İsrail, Arafat'ın tasfiye edilmesi durumunda yerine Muhammed Dahlan'ı geçirmeyi planlıyor. Oysa Muhammed Dahlan'ın Filistin davasına ihanet eden biri olduğunu artık Filistin'deki herkes biliyor. Şimdilik her ne kadar Arafat'ın çevresinde görünüyorsa da onun kendi kitlesel tabanını oluşturanlar da Dahlan'dan hoşlanmaz ve onu bir hain olarak görür. Hatta birçokları Arafat'ın, Dahlan'ı taşkınlıklarına engel olmak amacıyla yakınına aldığını düşünmektedir. Dolayısıyla Arafat'ın tasfiye edilip yerine Dahlan'ın geçirilmesi durumunda onun özerk yönetim bünyesinde bir birlik ve disiplin sağlaması kolay olmayacaktır. Oysa gerek işgalci saldırganların ve gerekse onun arkasında duran ABD'nin hedefi bizzat Filistinlileri kullanarak Filistin direnişini durdurmaktır.
Bizim kanaatimize göre ABD, Arafat'la ilgili taleplerini şimdilik şantaj amaçlı olarak gündeme getirmekte ve bu yolla Arafat'ın Filistin direnişine daha fazla yüklenmesini sağlamak istemektedir. Ama zaten yaşlı ve sıhhi problemleri olan Arafat bir gün ABD istemese de kenara çekilmek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla Arafat sonrasıyla ilgili hesaplar yapılmasına da daha şimdiden ihtiyaç duyulmaktadır. ABD ve İsrail'in amacı ise "vur" dedikleri zaman acımadan vuracak bir kukla yönetim oluşturmaktır. Bu iş için daha önce Cibril er-Recub hazırlanıyordu. Ama son olaylarda onun ihanetleri iyice açığa çıktığından şimdilik devre dışı bırakıldı. Dolayısıyla en az onun kadar hatta biraz daha fazla hain olduğu bilinen Muhammed Dahlan hazırlanıyor. Gerek er-Recub'un ve gerekse Dahlan'ın çok sayıda Filistinliye yapılan insanlık dışı işkencelerin sorumlusu olduğunu burada hatırlatalım. Birçok direnişçi onların işkenceleri yüzünden hayatını kaybetti.