23 Nisan 2003 Çarşamba, Vakit gazetesi
![]() |
| Amerika'nın "Ortadoğu" olarak adlandırılan bölgeye yönelik girişimlerinin mevcut merhalesinde temel mesele, Filistin davasının İsrail'in arzuladığı bir biçimde bertaraf edilmesidir. Ama bunu dünya kamuoyuna "barış" kavramıyla kabul ettirmek suretiyle sevimli ve olumlu göstermeye çalışıyor. |
![]() |
| İsrail ve ABD'nin Ebu Mazin'in başbakanlığında hükümet kurdurmalarının temel amaçlarından biri Filistin'deki direnişe ağır darbe vurmaktır. |
![]() |
| ABD'nin Irak'ta elde ettiği sonuçtan kendi hesaplarına yararlanmak isteyen işgalci siyonistler, Filistinlileri kanlarıyla kan banyosu yapmaktan büyük zevk alıyorlar |
Şu bir gerçek ki sebep ve metot ne olursa olsun Amerika'nın Irak'ta gerçekleştirdiği işgal bütün İslam aleminde moral çöküntüye ve psikolojik yıpranmaya yol açtı. Bu hava, Amerika'nın korku hegemonyasının güçlenmesine ve olumsuz beklentilerin artmasına sebep oldu. Bu yüzden "Irak'tan sonra kime saldırı düzenlenecek?" sorusu sorulmaya başlandı. Bu durum da aslında ABD açısından kazanımdı. Çünkü bu, en azından Irak'taki işgali kabullenme ve bir sonraki merhaleye göre tavır hazırlığı yapma anlamına geliyordu. Oysa yapılması gereken, Irak'taki işgalin reddedilmesi ve işgale son verilmesi için tavır konulmasıydı. Ama bunu kim yapacak? Halkların önü kendi yöneticileri tarafından kesilmiş, yöneticiler ise Amerika'ya kendilerini beğendirmenin çabası içinde.
Belirttiğimiz psikolojik hava içinde, Amerika'nın Suriye'yi hedef göstermesi üzerine bütün dikkatler bu ülke üzerine çekildi. Biz bu konunun gündeme gelmesi üzerine yazdığımız yazımızda Amerika'nın mevcut şartlarda Suriye'ye askeri operasyon düzenlemesinin kolay olmayacağını dile getirmiştik. Gelişmeler de bunu gösteriyor. Fakat bu, Suriye'nin göz ardı edildiği anlamına gelmiyor. Suriye'nin işinin askeri operasyonla değil de siyasi baskılarla halledilmesi isteniyor. Powell'in ziyareti ve sair diplomatik girişimler hep bunun için. Ama bütün bu girişimlerin asıl amacı Filistin davasının bertaraf edilmesi, Filistin'deki direnişin bütün kollarının kanatlarının kesilmesidir. O yüzden, Amerika'nın "Ortadoğu" olarak adlandırılan bölgeye yönelik girişimlerinin mevcut merhalesinde temel mesele, Filistin davasının İsrail'in arzuladığı bir biçimde bertaraf edilmesidir. Ama bunu dünya kamuoyuna "barış" kavramıyla kabul ettirmek suretiyle sevimli ve olumlu göstermeye çalışıyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda da ciddi bir manipülasyon var. Biz inşallah yazılarımızda bu manipülasyonun arka planını göstermeye, gelişmeleri gerçek yönleriyle sizlere aktarmaya çalışacağız.
Bugünlerde Filistin meselesiyle ilgili tartışmaların merkezinde Ebu Mazin hükümeti konusu var. Bu konuyla ilgili ihtilafların ve tartışmaların medya tarafından tamamen çarpıtılarak verildiğine şahit oluyoruz.
Öncelikle ihtilafların merkezinde yer alan bir isimle ilgili gerçekleri sizlere aktarmak istiyoruz. Bu isim Muhammed Dahlan'dır. Biz daha önce yazdığımız bir yazımızda ve Web sitemizde yayınladığımız bir haber yorumda bu şahıstan biraz söz ettik. Medya organları bu isimle ilgili tartışmaları aktarırken genellikle: "Arafat, kendisine açıktan muhalefet eden Muhammed Dahlan'ın, İçişleri bakanı yapılmasını istemiyor" diyorlar. Yani mesele kişisel hale getiriliyor. Benim, Arafat'ın politikalarını ve şimdiye kadar imzaladığı anlaşmaları Filistin davası açısından benimsemediğimi yazılarımızı takip eden herkes bilir. Ama her yerde doğruyu konuşmak gerekir. Arafat'ın Dahlan'a karşı çıkması kesinlikle kişisel bir tavır değildir ve onun kendisine açıktan muhalefet etmesinden kaynaklanmıyor. Meseleye bir de: "İsrail ve ABD, neden bu isimde ısrar ediyor?" sorusunu sorarak bakmak lazım.
Muhammed Dahlan, işkenceci ve İsrail'le gizli ilişkileri olan biridir. Onun işkenceleri yüzünden birçok Filistinli özerk yönetimin zindanlarında hayatını kaybetti, birçokları sakat kaldı. Arafat, onun emniyet teşkilatında görev yapmasından da rahatsız oluyordu ve bu yüzden, şerrinden emin olmak ve arka planda işler becermesini engellemek amacıyla onu yakınına alma ve güvenlik danışmanı yapma ihtiyacı duymuştu.
İsrail ve ABD'nin Ebu Mazin'in başbakanlığında hükümet kurdurmalarının temel amaçlarından biri Filistin'deki direnişe ağır darbe vurmaktır. İşte bu yüzden belli isimlerde ısrar ediyorlar. Muhammed Dahlan'ın Filistinli direnişçilere gözünü kırpmadan zulüm ve işkence edeceğini, dolayısıyla Şaron'u Filistin özerk yönetimi içinde temsil edebileceğini biliyorlar. Filistin direnişini kırmak için de böyle bir isme ihtiyaç olduğunu düşünüyorlar. Dahlan'ın Filistinlilerin arasına fitne sokmak için de isabetli bir isim olduğunu biliyor ve işte bu yüzden onda ısrar ediyorlar.
Amerika'nın bu sıralar hedefe yerleştirdiği Filistin meselesinin siyasi boyutuyla ilgili daha başka noktalara da dikkat çekmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Onun için bizi izlemeye devam edin.