Ahmed Kuraya'

11 Eylül 2003 Perşembe, Vakit gazetesi

Filistin özerk yönetiminde başbakanlık mevkii ABD ve İsrail'in dayatmasıyla Mahmud Abbas için ihdas edildi. ABD ve İsrail, Yasir Arafat'la işlerin sarpa sardığını ve ona her istediklerini dikte etmekte zorlanmaya başladıklarını görünce onu devre dışı bırakmak için bir formül geliştirmeyi düşündüler. Bir ara bugün söyledikleri gibi sürgünden vs.'den söz ettiler. Ancak bu sadece bir şantaj politikasıydı. Çünkü İsrail işgal devleti için önemli olan Arafat'ın tasfiye edilmesi değil, Filistin direnişini önlemek ve bu konuda İsrail'le işbirliği içinde hareket edecek bir "Filistin yönetimi" oluşturmaktı. Arafat'ın sürgün edilmesi durumunda böyle bir ihtimal tümüyle ortadan kalkacak, Filistin direnişi daha da yaygınlaşacak, üstelik bu direnişle sürekli bir şekilde ve doğrudan doğruya İsrail karşı karşıya gelecekti. İşte bu sebeple Arafat'ın yanına zikrettiğimiz fonksiyona uygun bir ikinci adam formülü düşünüldü. Bu formül için de bir "başbakanlık" mevkii ihdas edildi. ABD ve İsrail önce bu makam için Arafat'ı sıkıştırdı. Bu mevkie oturtulacak adamı zaten önceden belirlemişlerdi. Sonuçta Mahmud Abbas kendisi için özel olarak ihdas edilen mevkie dayatma yoluyla oturtuldu. Ama onun gerek halk içinde gerekse mensup olduğu el-Fetih'in kitlesel tabanında söze gelir bir destekçi grubu yoktu. İsrail ve ABD onu belli bir rol için oraya oturttuklarından kendinden istenenleri yerine getirmekte acele etmesi için sıkıştırıyorlardı. Ama karizmatik bir konumu olan Arafat engelini ve el-Fetih'in direniş yanlısı kadrosunun oluşturduğu seti aşamadı. Bu durum karşısında kendini örsle çekiç arasında hissetti ve hakkında verilen gensoru önergesinin sonucunu beklemeden istifa etmeyi bir çıkış olarak tercih etti

Abbas istifa etti ama onun için ihdas edilen başbakanlı sistem devam ediyor. Onun istifa etmesiyle eski başbakansız sisteme dönülmedi. Yasir Arafat, "Filistin'in Karzai'si" olarak nitelendirdiği Mahmud Abbas'tan boşalan başbakanlık makamını doldurması ve yeni hükümeti oluşturması için parlamento başkanı Ahmed Kuraya'ı görevlendirdi. Biz de okuyucularımıza onun hakkında bilgi vermek istiyoruz.

Önce ismiyle ilgili bir yanlışlığı düzeltmek istiyoruz. Türkiye'deki medya genellikle Batılı kaynaklardan yararlandığından isimlerde de onların üslubunu esas alıyor. Bu yüzden zaman zaman isimlerde yanlışlar yapılıyor. Filistin özerk yönetiminin başbakanı olması için aday gösterilen zatın da ikinci adı Koray ya da Kurei şeklinde yanlış yazılıyor. Doğrusu ise Kuraya'dır.

Ben şahsen bu zatla iki yıl önce Tahran'da görüşme fırsatı bulmuştum. Aksa İntifadası'yla ilgili bir uluslararası konferansa gelmişti ve orada bize intifada için kendinin yazdığı uzunca bir kaside okumuştu.

Hayatı ve siyasi çizgisi hakkında inşallah müteakip yazımızda bilgi vermeye çalışacağız.

Ahmed Kuraya' Kimdir?

12 Eylül 2003 Cuma, Vakit gazetesi

Mahmud Abbas'ın istifasından sonra Arafat tarafından Filistin özerk yönetiminin başbakanlığına seçilen Ahmed Kuraya' birkaç günlük düşünme sürecinden sonra ve ABD ile AB'den istediği garantinin kendisine verilmemesine rağmen bu görevi kabul etti. Yaptığı açıklamaya göre sekiz bakandan oluşan bir "kurtuluş" hükümeti oluşturacak. Hararetli gelişmeler sebebiyle hükümetin oluşturulmasıyla ilgili açıklamayı Cumartesi gününe (yarına) erteledi. Peki kimdir Ahmed Kuraya'?

Filistinliler arasında daha çok Ebu Ala olarak bilinen Kuraya', 1937'de Kudüs'e bağlı Ebu Dis köyünde dünyaya gelmiştir. Genelde Filistin tarihinde ve özelde mücadele tarihinde bu köyün adı sıkça zikredilir. Varlıklı bir aileye mensuptu. Ekonomi ve bankacılık alanında yüksek tahsil gördü ve 1968 yılına kadar da bu sektörde çalıştı.

Arafat'ın örgütü olarak bilinen el-Fetih'in oluşturulmasından itibaren bu örgütle irtibat halindeydi. 1968'de de tamamen bu örgüt içinde faaliyet yürütmek amacıyla bankacılık sektöründeki işini bıraktı. Ailesinin varlıklı olması sebebiyle el-Fetih'in ve FKÖ'nün maddi yönden desteklenmesinde önemli katkıları oldu. 1970'te kısaca es-Samed Müessesesi olarak bilinen Şehitlerin Aileleriyle İlişkiler Müessesesi'ni kurarak, şehit edilen Filistinlilerin ailelerine yardım ve onlara iş bulma faaliyetlerini organize etmeye çalıştı. Uzun süre FKÖ'nün Ekonomik İşler ve Planlama Dairesi'nin genel müdürü olarak görev yaptı. Örgütün lideri Arafat'ın da ekonomi danışmanıydı.

1988'de Cezayir'de ilan edilen "sürgünde devlet"i temsilen İslam Kalkınma Bankası'na üye tayin edildi.

Oslo sürecinin yani İsrail işgal devletiyle FKÖ arasında görüşmelerin başlatılmasından sonra bu sürecin üçüncü adamı olarak tanındı.

Özerk yönetimin kurulmasından sonra bu yönetimin birçok iktisadi kuruluşunun şekillendirilmesinde rol oynadı ve bazılarında da yönetici olarak çalıştı.

Özerk yönetimde Ekonomi ve Ticaret bakanlığının oluşturulmasından sonra bu makama oturdu. Sonra Sanayi bakanı oldu ve 1996'ya kadar bu görevde kaldı. 1994-2000 arasında FKÖ Ekonomi ve Planlama Dairesi tarafından hazırlanan Filistin Ulusal Ekonomisini Geliştirme Programı'na başkanlık etti. Birçok ülkeyle, uluslararası kuruluşla ve bankayla işbirliği anlaşması imzaladı. Ekonomi alanında birçok araştırması yayınlandı.

Ahmed Kuraya' 1996'da gerçekleştirilen ilk özerk yönetim parlamento seçimlerinde Kudüs bölgesinden vekil seçildi. Sonra bu ilk parlamentonun başkanlığına seçildi. Dört dönem üst üste bu mevkie seçildiğinden 1996'dan buyana sürekli parlamento başkanlığını o yaptı.

Kuraya' usta bir siyasetçi olarak bilindiği gibi görüşmeler sürecinde ve özellikle Wye River Anlaşması'nın imzalanmasında aktif rol oynadığından İsrail ve ABD'nin onu "kabul edilebilir" biri olarak gördüğü sanılıyor. Ancak o aynı zamanda Arafat'a yakın durduğundan, Mahmud Abbas'ın yaptığı gibi İsrail ve ABD'yi memnun etmek için Arafat'la karşı karşıya gelmeyi pek göze almaz.