![]() |
29 Mayıs 1998 - 3 Safer 1419 Cuma
Filistin İslami Direniş Hareketi'nin kurucusu ve manevi lideri Şeyh Ahmed Yasin Mısır'ın el-Ehram el-Arabi adlı dergisine yaptığı açıklamada barışın ancak hak sahiplerinin haklarının verilmesiyle sağlanabileceğini ifade etti.
Şeyh Yasin adı geçen dergiye yaptığı açıklamada bu konuda şunları söyledi: "Barış adalet üzere gerçekleştirilmediği sürece ayakta kalamaz. Adaletin ise tek anlamı vardır: Meşru hakların gerçek sahiplerine verilmesi. Eğer bu gerçekleşmezse adalet tahakkuk etmez. Dolayısıyla Oslo Anlaşması bizim açımızdan bir barış anlaşması değildir. Sadece güçlü ile zayıf veya yenenle yenilen arasında imzalanmış bir anlaşmadır. Burada yenen istediği her şeyi yenilene kabul ettirmektedir. Böylece onun hakkını, varlığını, hayatını elinden almaktadır. Ama Filistin halkına hakkı verildiği, bu halkın gasp edilen yurdu kendisine iade edildiği zaman adalet gerçekleşmiş olacak. Barış da işte o zaman gerçekleşecektir."
Şeyh Yasin, Filistin'in yakın gelecekte işgalden kurtulacağına ve hürriyetine kavuşacağına da işaret ederek şöyle dedi: "Ben daha önce söylemiştim ve şimdi de söylüyorum ki Filistin önce bir 'felaket (nekbe)' dönemi yaşadı. Bu, Filistin'in büyük bir kesiminin kaybedildiği dönemdir. Bu olayın üzerinden kırk yıl geçince yeni bir nesil ortaya çıktı. Bu, taş, molotof, silah ve bomba nesli oldu. Bununla bağlantılı olarak diyorum ki önümüzdeki kırk yıl içinde yetişecek nesil de inşallah özgürlük nesli olacak. Bu nesille birlikte toprak, vatan ve insanlar geri alınacak."
Ahmed Yasin bir başka vesileyle yaptığı açıklamada da Filistin tarafıyla işgalci siyonist yönetim arasında uzlaşma sağlanması için imzalanan Oslo İlkeler Anlaşması'nın artık öldüğünü ve sürdürülmeye değer bir tarafının kalmadığını dile getirdi. Şeyh Yasin bu açıklamasında İslami Direniş Hareketi'nin Filistin halkının gasp edilen haklarını geri almak için mücadele ettiğine işaret ederek şöyle söyledi: "Biz bütün dünyaya hakkımızı istediğimizi ve hakkımızı geri almak amacıyla savaşmak istediğimizi söylemek için ortaya çıktık. Bizim toprağımıza ve yurdumuza saldıran ve oraları kendileri için yurt edinenlere karşı savaşmak hakkımızdır. Dünyada işgali ve gaspı onaylayan hiçbir kanun ve nizam olmadığı gibi hiçbir halk da toprağının işgal edilip insanlarının esaret altına alınmasını kabul etmez."