Şaron'un ve Solana'nın Bilinç Kaybı

21 Aralık 2005 Çarşamba, Vakit gazetesi

Filistin'de yerel seçimlerin dördüncü merhalesi de tamamlandı ve bu merhaleye de HAMAS damgasını vurdu. HAMAS'ın bu zaferinin kesinlik kazanmasıyla birlikte işgal devletinin başbakanı Şaron çalışma bürosunda, bilinç kaybına sebep olan kriz geçirdi. Gerçi onun rahatsızlığıyla ilgili değerlendirmelerde HAMAS'ın seçim zaferiyle ilgisinin olabileceğine pek işaret edilmedi, ama biz tamamen ilgisiz olduğunu sanmıyoruz.

Şaron yıllardır yapıştığı Likud Partisi genel başkanlığı koltuğunu kaybetmişti. 19 Aralık'ta yapılan başkanlık seçimlerinden çıkan sonuçlara göre o koltuğa Şaron'un en önemli rakibi Benjamin Netanyahu oturacak.

İşçi Partisi'nin koalisyondan çekilmesinden sonra Beyrut kasabı hükümette azınlık durumuna düşmüş ve erken seçim kararı almak zorunda kalmıştı. Oğlu yüzünden bulaştığı kirli işler artık onun siyasi hayatının üzerine kalın çizgi çektiğinden kurduğu yeni partiyle erken seçimlerde bir varlık göstermesi mümkün görünmüyor. Dolayısıyla erken seçimlerden sonra başbakanlık koltuğunu kaybedeceği de kesin.

Kendi cephesinde bunları yaşarken karşı cephede işgalci siyonizmin kâbusu durumundaki HAMAS siyaset sahnelerinde de bayrağını sürekli yükseltiyor. Silahlı mücadelesinden vazgeçme niyetinde de değil. HAMAS tarafından yapılan açıklamalarda ateşkesin uzatılmayacağı ve işgalci devletin saldırılarına karşılık verileceği bildirildi. Filistin direnişinin füzeleri ilk kez Askâlan (Aşkelon değil) şehrine ulaştı. HAMAS'ın uluslar arası alandaki şemsiyesi olan Müslüman Kardeşler cemaatinin yükselişi de önlenemiyor.

Siyonizmin şemsiyesi Amerikan emperyalizmi Irak'ta sürekli kan kaybediyor. Burada tutunamayacağını anlayan Bush, "Irak petrolleri zaten umduğumuz gibi çıkmadı", "Irak'a aslında yanlış istihbarat sonucu girmişiz; Saddam'ın elinde kimyasal silahlar olduğu doğru değilmiş" türünden açıklamalar yapma ihtiyacı duymaya başladı. Aslında bu sözlerin Irak'taki yenilgiye zemin oluşturma, ABD'nin psikolojik savaş gücünün tümüyle kaybolmaması için sonucu askeri yenilgi dışında sebeplere dayandırma çabası olduğunu düşünüyor muyuz? Ama sebep ne olursa olsun Amerikan emperyalizminin Irak'taki askeri yenilgisi işgalci siyonist devletin geleceği açısından da ciddi tehlike arz etmektedir. Bunu zaten bazı ABD'li yetkililer de dile getirdiler.

Bütün bu gelişmeler karşısında dünyaya tutunmasını sağlayan dalları teker teker kaybeden Şaron'un beyni daha fazla tahammül edemedi ve ciddi bir bilinç kaybına maruz kaldı. Birkaç günden beridir Kudüs'teki Hedâsâ Ayn Karim hastanesinde yoğun bakımda tutuluyor olması ve durumu hakkında net bilgi verilmesinden çekinilmesi geçirdiği rahatsızlığın basit bir bilinç kaybı ve küçük bir kriz olmadığını gösteriyor. Bazı kaynaklarda yarım felce uğradığı ifade edildi. Bununla birlikte görevinden istifa etmediği, rahatsızlığı geçtikten sonra işinin başına döneceği hatırlatılıyor. Belki işinin başına döner. Ama şu bir gerçek ki onun işleri kötüye gitmeye devam edecek. Bu durumda ikinci bir bilinç kaybına ne kadar tahammül eder bilemiyoruz. Tahmin ediyoruz bunun sonucu da tedavisi imkânsız tam felç olur. Bunu aynı zamanda temenni ettiğimizi, annelerinin kucaklarında beyinlerine kurşun saplanarak şehit edilen bebeklerin intikamlarının en azından bir kısmının dünyada tahakkuk etmesini arzuladığımızı gizlemiyoruz.

HAMAS'ın zaferi karşısında şaşkına dönen ve bu yüzden bilinç kaybına uğrayan bir diğer kişi de AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana'ydı. Onun bilinç kaybı fiziki değil manevi yöndendi. Bu yüzden belki hastanede yoğun bakıma alınmasına ihtiyaç duyulmadı, ama sarf ettiği sözlerle aslında kendi putunu yediğinin farkında değildi. Bilindiği üzere çağdaş emperyalizm, insanlar üzerindeki sultasını koruyabilmek için belli kavramları putlaştırmaktadır. Demokrasi de böyle putlaştırılan kavramlardandır. Ama Solana, Filistin halkının iradesini ortaya koyarak HAMAS'ı seçmesine tahammül edemedi ve parlamento seçimlerini de bu hareketin kazanması durumunda AB'nin özerk yönetime yaptığı yardımı keseceği tehdidinde bulundu. Gerçi AB'nin Filistin halkının yarasına merhem olan bir yardımı olmadığından bu tehditten bir sonuç çıkmayacağını belki Solana kendisi de tahmin ediyordur. Ama o bu sözleriyle aslında, işine yaramadığı zaman önünde secde ettiği "demokrasi"nin de üzerine tükürdüğünü göstermiştir. Leyla Şahin davasında AİHM'nin "insan hakları"na tükürdüğü gibi.

Müteakip yazımızda inşallah HAMAS'ın seçim zaferiyle ilgili ayrıntılı bilgiler vereceğiz.

İrtibatlı Yazılar

Füzelerle Korunan Koltuk
Şaron'un Azgınlaşması ve Arsızlaşması
Şaron'un Azgınlığı