Filistin'de Yeni Dönem

Mart 2006, Ribat dergisi

Filistin'de 25 Ocak 2006'da bütün dünyanın yakından ilgilendiği önemli bir gelişme yaşandı. Filistin topraklarını çağdaş emperyalizmin desteğiyle işgal altında tutan siyonistleri Gazze'den çıkarmayı başaran Filistin İslâmî Direniş Hareketi (HAMAS) özerk yönetim parlamentosu üyelerinin belirlenmesi için gerçekleştirilen seçimlerde de büyük başarı elde etti. Biz de bu ayki yazımızda bu seçimlerin ve devamında yaşanan gelişmelerin bir genel değerlendirmesini yapmak istiyoruz.

Yerel Seçimlerden Genel Seçimlere

Filistin'in sadece bir bölümünde özerk yönetimin oluşturulmasına dair anlaşmaların imzalanmasından sonra ilk olarak 1996'da söz konusu yönetimin parlamentosunun oluşturulması için seçim yapıldı. HAMAS bu seçimlere, Oslo İlkeler Anlaşması'na göre gerçekleştirildiği ve kendisinin bu anlaşmayı reddettiği gerekçesiyle katılmamıştı. Daha sonra 2000 yılında Aksa İntifadası'nın başlamasının ardından ortaya çıkan şartlar yüzünden yeni bir seçim gerçekleştirilemedi. 2005 yılının başında olayların kısmen durulması üzerine yerel seçimlerin kademeli bir şekilde gerçekleştirilmesi kararı alındı. HAMAS imzalanan anlaşmaları tanımamaya devam ettiği, ancak bu seçimlere katılmanın o anlaşmaları tanımayı gerektirmediği, bunun yerine Filistin halkına hizmet kapılarını açtığı gerekçesiyle bu seçimlere katılma kararı aldı ve önemli bir başarı gerçekleştirdi. Daha sonra özerk yönetim parlamentosunun yeni dönem üyelerinin belirlenmesi için seçimler yapılması kararlaştırıldı. Çünkü zaten bu seçimlerin çok daha önce yapılmış olması gerekiyordu. Ama müsait ortamın oluşmaması sebebiyle ertelenmişti. HAMAS bu seçimlere katılma konusunu da gündemine aldı ve ileri gelen elemanları arasında tartışmaya açtı. Çoğunluk bu seçimlere iştirakın İsrail işgal devletiyle imzalanan anlaşmaları onaylamayı ve onlara bağlı kalmayı gerektirmediği düşüncesiyle katılmaktan yana görüş beyan etti. Sonuçta bu görüş ağır bastı ve katılma kararı alındı.

Bir HAMAS Korkusu

Dört merhalede gerçekleştirilen yerel seçimlerde HAMAS adayları genelde oyların % 50.5'ini alarak önemli bir başarı elde ettiler. Bu başarı gerek hâlen özerk yönetim iktidarını elinde bulunduran kadroda ve gerekse Filistin'de İslâmî hareketin başarısını İsrail işgal devletinin geleceği açısından tehlikeli gören emperyalist güçlerde ciddi bir endişenin oluşmasına sebep oldu. Daha önce HAMAS'ın masa başı pazarlıklarına çekilebilmesi için seçimlere girmeye ikna edilmesi gerektiğini düşünenler bile rahatsız olmaya başladılar. Bazıları bu korkuyu üzerlerinden atabilmek, bu arada kitlesel tabanı yönlendirebilmek için bilinen "anket, kamuoyu yoklamaları" numaralarına başvurdular. Yapılan anketlerden çıkan sonuçlara göre bu hareketin yerel seçimlerde gerçekleştirdiği başarıyı parlamento seçimlerinde gerçekleştiremeyeceğini, oy oranının % 30'u aşmayacağını ileri sürdüler. Fakat gerçekler onların arzuladıklarından ve kamuoyunu yanıltma amacıyla yaptıkları açıklamalarda dile getirdiklerinden farklıydı.

Batı'nın Demokrasisi Siyonizmin Duvarına Kadar

Demokrasi neredeyse Batı'nın siyasal dini haline gelmiştir. Bu yüzden demokrasiyi insanların iradelerini karar mekanizmasına taşımalarına imkân veren sistem olmaktan çıkarıp kutsal bir tabu haline getirmişlerdir. Ama daha önce muhtelif vesilelerle gördüğümüz gibi Filistin'de de Batı'nın yeri geldiğinde kendi putunu yediğini gördük. Çünkü burada Batı emperyalizminin demokrasi anlayışının Siyonizm duvarını aşma imkânı yoktu. Siyonizmin duvarı ise sadece Batı Yaka'ya inşa edilen beton duvar değildi. Onun böyle bir duvarı rahatça inşa edebilmesinin sebebi çağdaş sömürgeci güçlerin kendine hizmet etmelerini sağlayan diğer duvarlardı. Bugün Avrupa'da bir buçuk milyar Müslümanın büyük saygı duyduğu bir peygamberi tahkir eden karikatürlerin rahatça çizilebilmesine rağmen Hitler döneminde milyonlarca yahudinin fırınlandığına dair holokost hikâyelerinin hiç tartışmaya bile açılamaması, bu hikâyeleri tartışmaya kalkışanların derhal ağır hapis cezalarına maruz kalmaları bu duvarlardan kaynaklanmıyor mu?

Emperyalizm de Filistin'de demokrasi anlayışının ne olduğunu ortaya koyarak önce HAMAS'ın seçime girmesinin engellenmesini istedi. Hatta AB Dış İlişkiler Yüksek Komiseri Javier Solana HAMAS'ın seçimlere alınması durumunda Filistin özerk yönetimine yaptıkları yardımları kesecekleri tehdidinde bulundu. Ancak özerk yönetim açısından böyle bir engelleme mümkün değildi. Çünkü böyle bir şey özerk yönetimin tüm Filistin halkını karşısına alması anlamına gelecekti. Bunun üzerine seçimlerin ertelenmesini ve kazanılan süre içinde yeni taktikler üretilmesini istediler. Özerk yönetim lideri bundan da bir sonuç çıkmayacağını tahmin etti. Fakat çağdaş emperyalizmin demokrasi konusundaki gerçek kimliği asıl Filistin'deki seçimlerin gerçekleşmesinden sonra ortaya çıktı.

Tüm Zorlamalara Rağmen HAMAS Zaferi

Kamuoyu yoklamaları yalanlarına dayandırılan maksatlı yönlendirmelere, yardım kesme tehditlerine ve bunun dışındaki bütün oyunlara rağmen Filistin seçimlerinde HAMAS büyük bir zafer gerçekleştirdi. Yerel seçimlerde gösterdiği başarıyı parlamento seçimlerinde gerçekleştiremeyeceğinin iddia edilmesine rağmen tam tersi oldu. Yerel seçimlerde % 50.5 oranında oy alırken parlamento seçimlerinde bu oran % 55'e çıktı. 132 üyeli parlamentoda 76 üyelik kazanarak mutlak çoğunluğun üstüne çıktı. Ayrıca 4 bağımsız milletvekili de HAMAS'la işbirliği yaparak parlamentoya girdi. Dolayısıyla toplam 80 sandalye kazanmış oldu.

Bu Bir Taktik midir?

Ne yazık ki son dönemde İslâmî kesimi bayağı etkileyen komplo teorileri ve senaryolar zihinlerde birtakım soru işaretlerinin ve tereddütlerin oluşmasına yol açmaktadır. Söz konusu komplo teorilerinin ve senaryoların çoğu Amerikan emperyalizmini ve onunla işbirliği içindeki güçleri tabulaştırmaktan kaynaklanmaktadır. Oysa bunların hepsinin beşeri güçler olduğunu ve Yüce Allah'ın gücünün tüm beşeri güçlerin üstünde olduğunu unutmamak gerekir.

Benzer komplo teorileri ve senaryolar işgalci siyonistlerin Gazze'den çıkarılması sırasında da piyasaya sürülmüştü. Oysa işgalcileri buradan çekilmeye zorlayan en önemli sebep kararlılıkla sürdürülen direniş ve işgalcilerin bu direniş karşısında artık iyice yıpranmaya başlamış olmalarıydı.

Filistin'de seçim zaferi Amerikan emperyalizminin veya onun ihraç ettiklerinin tercihleriyle kazanılmış değildi. Tamamen Filistin halkının mensuplarının kendi bağımsız tercihleriyle ve iradeleriyle kazanılmıştı. Onların bu tercihlerini kullanmalarına imkân verilmesi ise bir taktikten değil şartların zorlamasından kaynaklanıyordu. Emperyalist güçler bu imkânı vermemek için bütün yollara başvurdular. Ama onları da zorlayan sebepler vardı.

HAMAS Zaferini Hazırlayan Sebepler

Filistin'de HAMAS'ı zafere taşıyan en önemli etken İslâmî bilinçlenme ve bu bilinçlenmenin siyasi tercihlere de belirgin bir şekilde yansımasıdır. Bu bilinçlenme sadece seçimlerde değil değişik alanlarda kendini göstermektedir. Örneğin İslâm'ı yaşama konusunda duyarlılığın artması bu bilinçlenmenin göstergesidir.

İkinci önemli etken Gazze zaferidir. İşgalcilerin Gazze'den çıkarılması elbette Filistin direnişinin ortak zaferidir. Ancak bu direnişte her zaman HAMAS bayraktarlık yapmış ve en etkin rolü almıştır. Gazze'de gerçekleştirilen eylemlerle ilgili istatistikler de bu gerçeği gözler önüne sermiştir. Çünkü söz konusu istatistikler HAMAS mücahitlerinin gerçekleştirdiği eylemlerin diğer tüm grupların eylemlerinin toplamından çok daha fazla olduğunu gösteriyordu.

Üçüncü önemli etken özerk yönetimin kendi içinde yaşadığı sorunlardır. Yönetimin iktisadî ahlâk yönünden çöküş yaşaması, halkın ciddi sorunlar yaşamasına rağmen yönetimdeki bazı kişilerin ulusal kaynakları kişisel çıkarları için değerlendirmeleri söz konusu yönetimin toplumda önemli bir şekilde prestij kaybetmesine yol açtı ve halk bir alternatif arayışına girdi. Bu gerçeği el-Fetih'in ileri gelenleri de dile getirmişlerdir.

Dördüncü önemli etken de HAMAS'ın yönetimden bağımsız olarak yürüttüğü faaliyetlerde önemli oranda güven ve teveccüh kazanmasıdır. Bu hareket sadece bir silahlı direniş örgütünden ibaret değildir. Çok geniş alanda faaliyet yürüten, işgalci baskılar karşısında sürekli yara alan halkın yaralarını sarmak için onlarca yardım teşkilatı kuran bir kitle hareketidir. Yürüttüğü toplumsal etkinliklerdeki başarısı halkta, onun yönetimde de gayretli ve başarılı olacağı beklentisi oluşturmuştur.

Bunların dışında da sebepler sıralamak mümkündür. Ancak ilk bakışta karşımıza çıkan önemli sebepler bunlardır.

Yeni Bir Dönem

HAMAS öncelikle yerel seçimlerde gösterdiği başarıyla çok sayıda belediyede yönetimi ele geçirdi. Arkasından özerk yönetim parlamentosunda ağırlıklı gücü oluşturacak kadar sandalye kazandı. Böylece Filistin'in özerk yönetim kontrolüne verilmiş bölgelerinde yeni bir dönem başlamış oldu. Bu dönem işgalci siyonist devlet ve onu himaye eden güçler açısından son derece endişe vericidir. Çünkü HAMAS'ın yönetimde gerçekleştireceği başarı kazığını biraz daha sağlam çakmasına imkân verecektir. HAMAS açısından da son derece zor bir dönemdir. Çünkü söz sahibi olacağı bölgelerde işgal tam anlamıyla sona ermemiştir ve siyonist tehdit devam etmektedir. Gerek siyonist işgalciler gerekse onları himaye eden emperyalist güçler bu hareketin başarılı olmasını engellemek yahut onu ilkelerine ters bazı dayatmaları kabule zorlamak için muhtelif oyunlara başvuracaklardır. Bu şartlarda bir yandan ilkelerinden taviz vermeksizin kararlı bir şekilde yoluna devam etmek bir yandan da kendisini iktidara taşıyan halkı ümit kırıklığına uğratmamak zorundadır.

Ulusal İttifak Çabası

HAMAS belirttiğimiz şartlarda başarılı çalışma gerçekleştirecek kadro ortaya çıkarabilmek ve dış baskılara karşı ulusal ittifak oluşturmak amacıyla bir ulusal ittifak hükümeti kurma çabaları başlattı. Normalde hükümeti oluşturmak için parlamentoda yeterli çoğunluğu elde etmişti. Ancak Filistin davasının ben merkezli bir politik rekabete değil dış baskılara karşı ortak tavır sergileme imkânı sağlayacak güç birliğine ihtiyacı vardı. Dış güçler böyle bir güç birliğinin oluşmasını engellemek amacıyla yoğun bir faaliyet başlattılar. Özellikle el-Fetih'in söz konusu ittifaka girmesini engellemek amacıyla bu harekete çeşitli vaadlerde bulundular. Biz bu yazıyı yazdığımızda henüz el-Fetih'in tavrı net olarak ortaya çıkmamıştı. Ancak ittifaka girilmesine taraftar olanlar ağır basıyordu. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi başta olmak üzere bazı önemli oluşumlar ise ittifaka girmeyi kabul etmişlerdi.

Emperyalizm Devrede

Başlangıçta HAMAS'ın demokrasinin imkânlarından yararlanmasını engellemek için devreye giren emperyalist güçler şimdi de yönetimde başarılı olmasını engellemek amacıyla yoğun bir çaba yürütüyorlar. Bunun için ekonomik yönden onu kıskaca almaya çalışıyor ve daha önce özerk yönetime yaptıkları yardımları kesme kararları alıyorlar. Bu konudaki şantaj ve tehdit güçlerini ise HAMAS'ı geri adım atmaya, ilkelerinden taviz vermeye, işgalci siyonist devleti meşru kabul etmeye ve silahlı mücadeleden vazgeçmeye zorlamak için kullanmaya çalışıyorlar. Ancak biz onların bütün bu zorlamalarının sonuçsuz kalacağını ve HAMAS'ın ilkeleriyle birlikte yoluna devam etmekte ısrarlı davranacağını düşünüyoruz. Çünkü ona kimliğini kazandıran, onu bu noktaya getiren ana unsur işte bu ilkelerdir. Temel ilkelerinden taviz vermesi durumunda kendini inkâr merhalesine girmiş olur. Fakat şimdiye kadar yapılan tüm açıklamalar bu konudaki kararlılığını koruyacağını, ilkelerinden kesinlikle taviz vermeyeceğini gösteriyor.

Emperyalizme Rağmen HAMAS Gerçeği

Emperyalizmin bütün zorlamalarına rağmen bugün karşısında bir HAMAS gerçeği bulunmaktadır. Bu hareket tüm engellemelere rağmen halkının % 55'inin açıktan destek ve teveccühünü kazanmıştır. Dolayısıyla uluslar arası platformda birçok devlet bu gerçeği görmekte ve HAMAS'ı diplomatik alanda Filistin halkını temsil eden bir muhatap olarak karşısına almaktadır. Tüm baskı ve engellemelere rağmen muhtelif ülkeler halklarının baskılarını nazar-ı dikkate alarak bu hareketin oluşturacağı yönetime maddi destekte bulunma konusunda ısrarlı davranmaktadır. Bizim de temennimiz ümmetin bu davaya sahip çıkması ve emperyalizmin oluşturduğu engellerin aşılması için yürütülen mücadeleye destek vermesidir. Filistin tarihte olduğu gibi günümüzde de ümmetin aynasıdır ve burada gerçekleştirilecek başarı tüm ümmetin ortak başarısı olacaktır.

İrtibatlı Yazılar

  • Anayasayı Mahkemeleştirmek
  • HAMAS'ın Seçim Zaferi
  • Filistin'de HAMAS Zaferi
  • Emperyalizmin Demokrasi Sınavı
  • Filistin Seçimleri ve Hamas'ın Başarısı
  • Filistin Seçimleri