Filistin ve Komplo Senaryoları

Temmuz 2007, Ribat dergisi

Giriş

Ribat dergisinin geçen ayki sayısında yayınlanan yazımızda da Filistin'de yaşanan gelişmeler üzerinde durmuştuk. Geçen ayki yazımızda üzerinde durduğumuz konu da Gazze bölgesinde yaşanan fitne olayıydı. Ne yazık ki Siyonist işgal devleti başta olmak üzere muhtelif dış unsurların körüklediği ve yönlendirdiği fitne olayı devam etti ve gittikçe büyüdü. Fitnenin sebep olduğu olaylar Filistin meselesiyle ilgili yeni gelişmelerin yaşanmasına ve yeni manzaraların ortaya çıkmasına yol açtı. Dolayısıyla bu ayki yazımızda da son gelişmelerin genel bir değerlendirmesini yapmak istiyoruz.

Geçen ayki yazımızda son gelişmeleri hazırlayan fitne hakkında bilgi verdiğimizden bu ayki yazımızda vereceğimiz bilgiler geçen aykinde yer alanlarla birlikte bütünlük arz etmektedir. Bu sebeple her ikisini birbirini tamamlayıcı nitelikte değerlendirmenizi tavsiye ediyoruz.

Son gelişmeler hakkında muhtelif basın yayın organlarında makalelerimiz ve araştırma dosyalarımız yayınlandı. Burada vereceğimiz bilgiler son gelişmelerin genel bir tahlili niteliğinde olacağından biraz daha özet mahiyeti taşıyacaktır. Fakat hadiselerin farklı boyutlarıyla tahlil edilmesi için diğer makale ve dosyalarımızın okunmasının da faydasının olacağına inanıyoruz. Bu konuda yazdığımız yazılarımızın tümünü Web sitemizde (www.vahdet.com.tr) bulabileceğinizi hatırlatalım.

Bu Bir İktidar Kavgası mıdır?

Filistin'de yaşanan olaylar medya organları tarafından kamuoyuna genellikle bir "iktidar kavgası" olarak yansıtılıyor. Bu şekilde yansıtılması da zihinlerde "HAMAS, Gazze'de üstün olduğundan orada hâkimiyeti ele geçirdi; buna karşılık el-Fetih de Batı Yaka (Batı Şeria) bölgesinde kontrolü ele geçirdi ve böylece Filistinliler arasında bir fiili bölünme gerçekleşti" kanaatinin oluşmasına sebep oluyor. Oysa işin gerçeğinde HAMAS, el-Fetih'le kesinlikle bir iktidar kavgası içine girmemiştir. Eğer öyle olsaydı onunla işbirliğine girmek, ortak hükümet oluşturmak, "ulusal birlik hükümeti" kurmak için o kadar ısrarlı olmazdı. Hatta fitne ateşinin söndürülmesi amacıyla ulusal birlik hükümeti kurulması için el-Fetih'in, kendisinin ilkeleriyle çelişmeyen taleplerinin birçoğunu kabul etmiştir. Ayrıca Gazze'de yaşanan son olaylardan sonra da diyalog çağrısını tekrar ederek fitneye sebep olan şartlara geri dönülmemesi şartıyla işbirliği ve ittifaka her zaman açık olduğunu dile getirmiştir.

Darbecilere Darbe

Filistin'deki fitne oyunuyla ilgili yazımızda da dile getirdiğimiz üzere Gazze'de yaşanan olaylar bir iktidar kavgası değil işgalci güçlerle doğrudan işbirliği içinde olduğu bilinen bir fitne çetesinin sürekli ortalığı karıştırmasının sebep olduğu olaylardı. İslâmî hareket bu sorunun barış ve anlaşma yoluyla çözüme kavuşturulması için sürekli çaba sarf etti. Birçok kez teşebbüste bulundu. Ama fitne çetesi her keresinde yeni bir problem çıkararak ateşkes anlaşmalarının uzun vadeli uygulanmasını engelledi.

Fitne çetesinin yürüttüğü faaliyetlerin temel amacı Filistin özerk yönetim bölgesinde halkın özgür iradesiyle iş başına gelen kadroyu silahın gücünü ve tehdit politikasını devreye sokarak geri çekilmeye zorlamaktı. Yani sivil iradeye karşı silahın gücünden yararlanarak bir darbe gerçekleştirmeyi hedefliyorlardı. Bu yüzden de İslâmî hareket mensupları söz konusu çeteyi "Darbeciler" olarak isimlendiriyordu.

Darbeciler son dönemde işgal devletinin "öldürülecekler listesi"ne aldığı HAMAS mensuplarına yönelik infaz eylemlerini gerçekleştirmek suretiyle sınırları zorlamaya başlamıştı. Onların saldırılarının durdurulması için 11 Haziran Pazartesi akşamı ateşkes sağlanmasına rağmen hemen ertesi sabah yani 12 Haziran Salı sabahı Başbakan İsmail Heniyye'nin evine füze saldırıları gerçekleştirmek suretiyle kırmızıçizgiyi iyice aştılar. Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı'na bağlı Tenfiz Kuvvetleri ile HAMAS'ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri ortak operasyon gerçekleştirme kararı aldı. Operasyon öncesinde çete başı Muhammed Dahlân'ın emrinde çalışan güvenlik organlarına kontrol altında tuttukları noktaları terk etmeleri için bir mühlet tanındı. Bu mühletin bitmesinden sonra 13 Haziran Çarşamba sabahı başlatılan operasyon 14 Haziran Perşembe akşamı Koruyucu Güvenlik Birimi'nin merkezi durumundaki el-Muntedâ'nın da ele geçirilmesiyle sonuçlandırıldı. Böylece sürekli ortalığı karıştıran silahlı milisler sadece bir buçuk günlük süre içinde dağıldı ve darbecilere darbe vurulmuş oldu.

Fitne Çetesine İsrail Sahip Çıktı

Fitne çetesini tasfiye amacıyla gerçekleştirilen operasyonda Gazze dışına kaçmak isteyenlere işgalci Siyonist devletin sahip çıkması dikkat çekiciydi. Bunlardan bazılarını işgal devletinin Sahil Güvenlik Güçleri alarak teknelerle Mısır tarafına geçirip orada himaye altına alınmalarını sağladılar. Büyük çoğunluğu da 1948'de işgal edilmiş bölgeden Batı Yaka tarafına geçirildi. Böylece onların nakledilmesiyle fitne de Batı Yaka tarafına nakledilmiş oldu. Normalde Gazze'de oturanların 1948'de işgal edilmiş bölgeden geçmelerine izin vermeyen işgal devletinin, Gazze'deki operasyondan kaçanları kendi askerlerinin himayesi altında oradan geçirmesi dikkatten kaçmadı.

Kaçanlara işgal güçlerinin sahip çıkması ve onları yine fitne amacıyla kendilerinden yararlanabilmek için Batı Yaka bölgesine nakletmesi onların gerçekte kimin hesabına ve ne amaçla çalıştırıldıklarını da gözler önüne sermesi açısından oldukça düşündürücüdür. Bu hadise aynı zamanda Gazze'de yaşananların iddia edildiği gibi bir kardeş kavgası veya iç çatışma değil işgalcilerin hesabına çalışanlarla onlara "durun" demekten başka çözüm bulamayanların çatışması olduğunu göstermektedir.

Dahlân Çetesi el-Fetih midir?

Filistin'de yaşanan olayların sürekli HAMAS - el-Fetih çatışması olarak yansıtılması her iki taraf açısından da büyük talihsizliktir. İsrail işgal devleti hesabına çalıştığı bilinen Muhammed Dahlân'ın çetesiyle birlikte el-Fetih'in içinde yapılanmış olması ise bu örgüt açısından daha büyük bir talihsizliktir. Fakat Dahlân her ne kadar el-Fetih içinde yapılanmış olsa da bu örgütün tamamı veya aynısı olarak görülemez. Örneğin onun Gazze'den çekilmesiyle ve adamlarının etkisiz hale getirilmesiyle birlikte el-Fetih'in oradaki çalışmaları sona ermiş değil. Bilakis biraz daha güven içinde devam ediyor. Öte yandan Batı Yaka'ya Dahlân çetesi taşınmadan önce de orada el-Fetih vardı. Ama HAMAS mensuplarıyla herhangi bir kavgası yoktu. Ne yazık ki Dahlân çetesinin oraya taşınmasıyla birlikte fitne, kargaşa ve Filistinli kimliğiyle Filistinlileri hedef alan şiddet oraya taşındı.

Bu konuda dikkat çekilmesi gereken bir husus daha var: Gazze'de el-Fetih'in gerek özerk yönetimin güvenlik teşkilatlarında çalışan adamlarıyla ve gerekse el-Aksa Şehitleri Tugayları adlı askeri kanadında yer alan direnişçileriyle, HAMAS mensubu silahlı milislerin iki katı kadar silahlı elemanı vardı. Böyle olmasına rağmen Dahlân çetesi bir buçuk gün gibi son derece kısa süre içinde darmadağın olarak kontrol noktalarını terk etti. Çünkü güvenlik teşkilatlarında çalışanların birçoğu çatışmada yer almak istemedi. Askeri kanat da Dahlân çetesine hiçbir şekilde destek vermedi ve çatışmalara da girmedi. Bu durum karşısında Dahlân çetesi yalnız kaldığını görünce kurtuluşu dağılmakta, kaçmakta ve Mısır yahut İsrail himayesine sığınmakta gördü.

İşte bu durum da hadisenin bir tarafında HAMAS mensupları diğer tarafında ise el-Fetih mensupları olsa da olayın tamamen bir HAMAS - el-Fetih çatışması olmadığını, daha dar kapsamlı olduğunu göstermektedir.

Filistin'in Karzai'si Selâm Feyyad

Fitne çetesinin Gazze'den tasfiye edilmesi uluslar arası emperyalizmi ve Siyonist işgal devletini bayağı telaşlandırdı. Bu yüzden uzaktan kumanda ettikleri Mahmud Abbas'a dikte ettikleri planlarla, halkın oylarıyla seçilmiş İsmail Heniyye hükümetini azletme ve yerine Maliye bakanı Selam Feyyad başkanlığında yeni bir hükümet kurdurma kararları aldırdılar. Feyyad hükümeti Afganistan'da ABD işgalinin talimatıyla ve onun hesapları doğrultusunda oluşturulan Karzai hükümetine benzemektedir. Yasal bir meşruiyeti olmadığı gibi halk desteğinden de yoksundur.

Batı Yaka'da bir Karzaî hükümeti oluşturulabilmesinin sebebi iddia edildiği gibi o bölgede el-Fetih tabanının daha güçlü olması ve el-Fetih'in o bölgeye hâkim olması değil Siyonist devletin askerî işgalinin en şedit şekliyle devam ediyor olmasıdır. O bölge işgal güçlerinin yoğun kontrolü altındadır ve artık dış güçlerin kuklası olarak görev yaptığı iyice gün yüzüne çıkan Mahmud Abbas'ın kadrosu Siyonist işgal güçlerinin gölgesinde, onların şemsiyesi altında faaliyetlerini yürütmektedirler.

İşgal devletinin Batı Yaka'ya naklettiği silahlı militanların orada saldırılar düzenleyebilmeleri, evleri ve iş yerlerini yakmaları, insanları kaçırmaları vs. de Siyonist işgal güçlerinin askeri kontrollerinin etkin bir şekilde devam ediyor olmasından ileri gelmektedir.

Emperyalizmin Komplo Senaryoları

Batı Yaka bölgesinde yeni bir Karzaî hükümetinin işbaşına getirilmesiyle birlikte uluslar arası emperyalizmin Filistin'le ilgili yeni komplo senaryoları da gündeme gelmeye başladı. En çok üzerinde durulan konu da bölünmedir. Burada öncelikle şunu dile getirelim ki Filistin'de bir bölünme varsa bunun sebebi Siyonist işgaldir ve Gazze'de yaşanan son olaylarla başlamamıştır. Yukarıda da dile getirdiğimiz üzere işgal devleti bu iki bölge arasındaki irtibatı zaten kesmişti ve bir bölünmüşlük yaşanıyordu. İki ayrı bölgede iki ayrı yönetim ortaya çıkmışsa bunun sebebi de yine Siyonist işgal ve uluslar arası emperyalizmin uygulamalarıdır. Oluşturulan yeni yapıya göre hazırlanan komplo senaryolarını ise Filistin'in birlik ve bütünlüğü üzerinde ısrarlı olan İslâmî hareket de ona desteğini sürdürmekte olan Filistin halkı da kesinlikle kabul etmeyecektir.

Gazze'ye Tecrit

İşgal devleti Filistin'deki İslâmî direnişi yıldırmak amacıyla yıllardan buyana muhtelif uygulamalara başvuruyor. HAMAS'ın özerk yönetimde iktidarı ele almasından sonra uluslar arası emperyalizm de bütün yüzsüzlüğüyle Siyonist devletin tecrit ve baskı politikalarına destek vererek ambargo uygulamaya başladı. Son gelişmelerden sonra Gazze'ye yönelik tecrit politikasının daha da şiddetlendirileceği ve bunun da Gazze'deki yönetimi dize getireceği söyleniyor. Yeni tecrit uygulamaları bölgedeki ekonomik sıkıntıların artmasına sebep olacaktır, ancak İslâmî hareket geçmişte uygulanan baskılar karşısında teslimiyete yanaşmadığı gibi Allah'ın izniyle bundan sonra da yanaşmayacaktır. Ayrıca Siyonist devletin tecrit politikalarına karşı İslâmî hareketin de birtakım çözüm formülleri ve işgalcileri zorlayacak malzemeleri olacaktır.

Batı Yaka'ya Refah mı Gelecek?

Emperyalizmin Batı Yaka'daki yeni Karzai hükümetine ambargo uygulamayacağı söyleniyor. Peki bu, bölgeye refah ve huzur mu getirecek? Her yerleşim biriminin etrafı işgalci askerler tarafından kuşatılmış, tüm bu yerleşim birimlerine giriş çıkışta insanların aşağılayıcı askeri kontrol noktalarından geçtiği, ırkçı ayrım duvarı inşaatının devam ettiği ve daha nice zulüm uygulamalarının sürdüğü bölgeye ABD yukarıdan uçaklarla para dökse ne kazandıracak? Güven ve huzurun olmadığı yerde paranın kıymeti olmaz. Kaldı ki emperyalizm o paraları yine fitne amaçlı kullanmayı planlamaktadır ve Abbas'a HAMAS'la mücadele etmesi şartıyla para vereceğini bildirmektedir. Ayrıca hortumcuların hesaplarına aktarılan paraların halka bir fayda sağlamadığı geçmişte yaşanan tecrübelerden biliniyor.

Yalan Fırtınasına Dikkat

Filistin'de son yaşanan gelişmelerle birlikte uluslar arası emperyalizme hizmet eden medya organlarının da bir yalan fırtınası estirmeye başladığı görülüyor. Bazı olayların da aslı olsa bile medyaya yansıtılmasında çarpıtma yapıldığı ve zihinleri bulandıracak üslupla aktarıldığı görülüyor. Ne yazık ki İslâmî camiayı temsil eden basın yayın organları da çoğu zaman haber ajanslarının gönderdiği söz konusu nitelikteki haberleri aynen, üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan takipçilerine aktarıyor. Dolayısıyla son olaylardan sonra Filistin'deki gelişmeler hakkında yayılan haberlere, özellikle de İslâmî hareketi yıpratma amacı taşıdığı belli olan haber ve yorumlara şüpheyle yaklaşılmasını, bu konuda dikkatsiz davranan basın yayın organlarının uyarılmasını, mümkün olduğunca güvenilir ve haberleri İslâmî bilinçle süzgeçten geçirenlerin yönetimindeki kaynaklara ulaşılmasını tavsiye ediyoruz.

İrtibatlı Yazılar

Filistin'de fitne
Önden Vuranlarla Arkadan Hançerleyenler Arasında Filistin
Fitneye Silah İthali
Abbas'ın Suriye Ziyareti
Gazze'de Neler Oluyor?
Filistin'de Fitne Oyunu
Mekke Buluşması
Filistin'de Fitne Oyunu
Gazze'ye İçten Operasyon Katillere Ateşkes Geçmiyor
Filistin'de Yaşananlar ve Saptırmalar
İsrail'in Belgeleri
Filistin'de Olanları Doğru Okumak
Filistin'de Yaşanan Son Gelişmeler Üzerine
Fitneye Teşhis Koymak
Emperyalizmin Cinayet Stratejisi
Filistin'de Fitne Oyunu
İşgalcinin Fitne Savaşı