Bir Çağrı

12 Kasım 2008 Çarşamba, Vakit gazetesi

Siyonist işgal devleti kasıtlı bir saldırı düzenlemek suretiyle ateşkesi tek taraflı bozdu. Ardından da Filistinlilerin kendilerini savunma imkânlarını daraltmak amacıyla Gazze'ye ihtiyaç malzemeleri taşıyan kapıların tümünü kesintisiz bir şekilde kapatmaya başladı. Bu yüzden elektrik üreten santrallerde kullanılacak yakıtların bile girmesine engel olmaya başladı. Kesintisiz bir şekilde devam eden bu engelleme yüzünden santrallerin depolarında bulunan yakıtların tamamen bitmesi yüzünden elektrikler kesilmeye başladı. Bu kesinti ekmek fırınlarından hastanelere kadar birçok insanî hizmet ve zorunlu ihtiyaç kuruluşunu faaliyetlerini durdurmaya zorladı.

Siyonist rejime böyle bir vahşet sergileme cesareti veren en önemli etken dünyanın ve özellikle de İslâm dünyasının suskunluğudur. Batılılar Gazze'ye uygulanan ambargoyu yarmak amacıyla Kıbrıs'tan gemiler çıkarırken Müslüman halklara, İslâm âlemindeki sivil kuruluşlara hâlâ cesaret gelmedi.

En azından son yakıt kesintisi karşısında suskunluğu sona erdirmek ve harekete geçmek gerekiyor. İşgalci Siyonist devletin böylesine bir vahşet sergileyebilmesi tüm insanlık adına utançtır. Bu vahşeti sadece ekranlardan seyretmekle veya gazetelerden okumakla yetinip sessiz kalmamız da Müslümanlar olarak bizim adımıza büyük bir ayıptır.

Mısır'daki kukla rejimin işgal devleti hesabına Rafah sınır kapısında gardiyanlık yapmaya devam etmesi Müslüman toplumların başlarındaki kukla zulüm rejimlerine karşı "Artık Yeter!" seslerini biraz daha gür bir şekilde çıkarmaları ve sonuç alıncaya kadar da caddeleri yankılandırmaya devam etmeleri gerektiğini gösteriyor. Siyonist işgalcilere ve onların bekçiliğini yapan işbirlikçi zalimlere "Artık Yeter" demeli, imanî ve insanî duyarlılığımızı gür bir şekilde ortaya koyabilmeliyiz.

Batı'daki insanî duyarlılık sahipleri zulüm, ambargo ve kuşatma altında ezilen kardeşlerimize el uzatırken bizim onların faaliyetlerinden çıkacak sonuçları beklememiz, gelişmeleri sadece izlemekle kalmamız hatta bazen o kadarını bile yapma zahmetinde bulunmayışımız bizim için bir ayıp değil midir?

Bizim de insanî kuruluşlarımız var. Türkiye'nin her tarafına yayılmış sivil toplum kuruluşlarımız, yardım organizasyonlarımız var. Ama koordinasyon eksikliğinden kaynaklanan sıkıntıyı yaşıyoruz ve herkes başkalarından bir şeyler bekliyor.

Biz de buradan bir çağrı yöneltiyor ve diyoruz ki: Gelin bir şeyler yapalım. Siyonist zalim aslında korkak ve güçsüzdür. Müslümanların korkak ve etkisiz hâle getirilmiş olmaları onları bu derece cüretkâr kılabiliyor. İzzetimizi başkalarının bize lütfetmesini beklersek çok beklemek zorunda kalırız. Ama onu kendi elimizle almak için yeterince gücümüzün olduğunu görürsek zalimlerin korkaklığını da fark edeceğiz.