Mescidi Aksa'nın 1969'da yahudi yerleşimciler tarafından çıkarılan yangında yanan minberi
1969'da yahudi yerleşimciler tarafından Mescidi Aksa'nın yakılması için çıkarılan yangından görüntü
1969'da yahudi yerleşimciler tarafından Mescidi Aksa'nın yakılması için çıkarılan yangından görüntü

Siyonist Saldırganlık Karşısında Mescidi Aksa

Siyonistlerin Mescidi Aksa'nın yerinde Süleyman heykeli veya Siyon mabedi adını verdikleri bir yahudi mabedinin olduğunu ileri sürdüklerinden ve bu iddialarına binaen Mescidi Aksa'yı yıkarak yerine yeniden söz konusu mabedi inşa etmeyi amaçladıklarından daha önce söz etmiştik. Onların işte bu amaçları yüzünden Doğu Kudüs'ün işgal edildiği 1967'den buyana, Mescidi Aksa sürekli şekilde siyonist saldırganlıktan kaynaklanan tehdit ve tehlikeyle karşı karşıya kalmıştır.

Mescidi Aksa, 1967 işgalinden sonra siyonist yahudilerin birçok saldırısına ve kundaklama eylemine maruz kaldı:

  • Bunların ilki 21 Ağustos 1969'da Denis Ruhan adlı fanatik bir yahudinin gerçekleştirdiği kundaklama eylemidir.
  • Nisan 1980'de ünlü yahudi terörist Meir Kahane, Mescidi Aksa'nın bir yerine bol miktarda patlayıcı madde doldurarak bunu patlatmaya teşebbüs etti.
  • 8 Nisan 1982'de fanatik bir siyonist terör örgütünün mensupları Kach diye bilinen diğer bir siyonist terör örgütüyle işbirliği yaparak Mescidi Aksa'nın ana girişine bol miktarda patlayıcı madde yerleştirdiler. Ancak bu patlayıcı madde cami görevlileri tarafından patlamadan ortaya çıkarıldı.
  • 10 Nisan 1982'de Meir Kahane taraftarlarından bir grup yahudi terörist zorla Mescidi Aksa'ya girmek istedi. Cemaatin ve cami görevlilerinin engel olması üzerine çıkan çatışmada cami korumalarından iki kişi öldürüldü.
  • 21 Mart 1983'te Mescidi Aksa'ya gizli bir yoldan girmek için tünel açıldığı tespit edildi. Ancak tünel tamamlanamadan ortaya çıkarıldığı için teşebbüs başarılı olamadı.
  • 27 Şubat 1984'te bir grup silahlı yahudi, caminin doğu tarafından Rahmet kapısının yakınından içeri girmek istedi. Ancak cami koruma görevlileri onların içeri girip bir katliam gerçekleştirmelerini önlediler.
  • 14 Ocak 1986'da Knesset üyesi bazı parlamenterler askerlerin koruması altında Mescidi Aksa'ya girmek istediler. Ancak İslami Hareket mensubu gençler cami kapılarında barikatlar oluşturarak onların içeri girmelerini önlediler. Birkaç kez girişimde bulunan parlamenterler Mescidi Aksa'nın içine girmeyi başaramayınca geri dönmek zorunda kaldılar. Fakat bu olaydan sonra cami dışında işgalci askerlerin Müslüman gençlere saldırmasıyla başlayan çatışmalarda çok sayıda genç yaralandı.
  • Mescidi Aksa'ya yönelik saldırıların en geniş çaplısı da 8 Ekim 1990 tarihinde gerçekleştirilen ve 30 Müslümanın şehid edilmesine, 800 Müslümanın da yaralanmasına yol açan saldırıdır. Tarihe "Kudüs katliamı" olarak geçen bu saldırı, siyonist İsrail yönetiminin bazı fanatik yahudi gruplarını kışkırtması sonucu gerçekleştirildi. Siyonist devlet o dönemde Körfez krizi dolayısıyla dünya kamuoyunun dikkatlerinin Körfez tarafına çevrilmesini bir fırsat olarak değerlendirip terörist yahudileri kışkırttı. Polisler de bu yahudilere yardımcı oldu ve sözünü ettiğimiz büyük katliam gerçekleştirildi. Bu saldırının asıl amacı ise Mescidi Aksa'nın bazı bölümlerini yıkmak ve zaman içinde tamamını yıkabilmek için ilk adımı atmaktı. Ama Filistinli Müslümanlar bu kutsal mabedi canlarıyla savunarak siyonistlere orayı yıkma fırsatını vermediler.
  • İsrail yönetimi Mescidi Aksa'ya yönelik sabotajları düzenleyenleri genellikle "deli" diye niteleyerek ilk sorgulamadan sonra serbest bıraktı.