14 Şubat 2003 Cuma, es-Sebil gazetesi
ABD'nin Irak'a yönelik tehditleri ve savaş konusundaki ısrarlı tutumu Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Çünkü daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız üzere Türkiye, ABD'nin Irak'a yönelik saldırı planında kilit konumunda bulunuyor. Amerika'nın Türkiye üzerinden kara ve hava saldırısı gerçekleştirememesi durumunda kendisini ciddi bir riske atmış olacağı artık iyice açıklık kazanmış bulunuyor. Bu yüzden Türkiye'nin tavrı ve konumu ABD'nin hesaplarını çok yakından ilgilendiriyor. Bu gibi sebeplerden dolayı Türkiye, Kurban bayramı günlerinde de hareketli gelişmelere sahne oldu. Biz de bu gelişmelerden bazıları hakkında özet bilgiler vermek istiyoruz.
Türkiye'de hükümetin 6 Şubat 2002 tarihinde parlamentoya ilettiği ve parlamentoda onaylanan tezkire bu ülkenin adım adım savaşa sürüklenmesi anlamı taşıyordu. Çünkü bu tezkireyle hükümete, havaalanlarının ve limanların modernize edilmesi için Amerikalı uzmanları ülkeye çağırma yetkisi verilmiş oldu. Bundan sonraki merhalede ise aşağıda sözünü edeceğimiz iki yeni tezkirenin parlamentoya sunulması gelecekti. İşte bu gelişmelerle savaşın içine doğru çekilen Türkiye, NATO Anlaşması'nın 4. maddesine binaen savunma talebinde bulundu. Bu madde ise, üye ülkelerden birinin herhangi bir dış tehditle karşı karşıya olması durumunda teşkilatın bu ülkeyi savunmak için harekete geçmesini gerektiriyor. Fakat, Fransa, Almanya ve Belçika, Türkiye'nin herhangi bir dış tehditle karşı karşıya olmadığını iddia ederek savunma talebinin kabul edilmesine dair kararı veto ettiler. Bu gelişme bir yandan NATO içinde ciddi bir ihtilafın ortaya çıkmasına bir yandan da Türkiye'yle NATO arasındaki ilişkiler etrafında birtakım tartışmalara sebep oldu. İşin gerçeğinde, mevcut şartlarda Türkiye'ye yönelen herhangi bir tehdit söz konusu değil. Tehdit, Türkiye'nin Amerika'nın Irak'a yönelik askeri operasyonuna destek vermesiyle bağlantılı. Türkiye'nin bu operasyona destek vermemesi, kara ve hava sahasını ABD güçlerine açmaması durumunda kendisine yönelen herhangi bir tehdit de söz konusu olmayacak. Bu itibarla Türkiye, kendisine yönelen açık bir tehdit bulunduğunu NATO nezdinde kuvvetli delillerle ortaya koyabilmiş değil. Hal böyle olmakla birlikte bu konuda ABD, Türkiye'den daha gayretli davrandı ve NATO'nun Türkiye'nin talebini kabul etmesi için yoğun bir çaba sarf etti. Ancak istediğini kabul ettiremedi ve söz konusu üç ülke veto konusundaki ısrarlarından vazgeçmediler. Bununla birlikte "Türkiye'nin savunma talebi" NATO içinde ciddi bir çatlağın ve köklü bir ihtilafın ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu çatlağın ve ihtilafın gelişmelere paralel olarak büyümesi muhtemel görünüyor.
Irak meselesiyle ilgili havanın gittikçe kızıştığı bu günlerde Türkiye'den iki bakan Amerika'yı ziyaret etti. Bu iki bakan Dışişleri bakanı Yaşar Yakış ile ekonomiden sorumlu Devlet bakanı Ali Babacan'dı. Amerika'yı ziyaret eden heyetin içinde Başbakan Abdullah Gül'ün başdanışmanı büyükelçi Prof. Dr. Ahmed Davudoğlu da bulunuyordu. ABD, bu ziyarete büyük önem verdi ve heyeti, başkan Bush da kabul etti. Basın yayın organlarına yansıyan bilgilerden öğrendiğimiz kadarıyla Türkiye'den Amerika'ya giden heyet, Irak'a yönelik operasyonun Türkiye'ye getireceği külfetler ve ekonomik meseleler üzerinde durdular. Bu arada Amerika operasyon planıyla ilgili olarak Türkiye'den istediği şeyleri söz konusu heyete de iletti. Dışişleri bakanı Yaşar Yakış yaptığı temaslarla ilgili açıklamasında Türkiye'yle Amerika arasındaki meselelerin "aşılabilir mesafe"de olduğunu iddia etti. Yakış ayrıca Amerika'nın taleplerini not ettiklerini ve hükümetlerine ileteceklerini ifade etti. Ziyaretin ne gibi sonuçlar getireceğini önümüzdeki günlerde biraz daha net bir şekilde göreceğiz.
ABD'nin Irak'a yönelik operasyonu hakkında hükümet üç adet yetki tezkiresi hazırlamıştı ve bunlardan birini 6 Şubat 2003 tarihinde parlamentodan geçirdi. Şimdi önünde duran iki tezkire daha bulunuyor. ABD'nin en önemli talepleri ise bu iki tezkireyle bağlantılı. Bunlardan biri Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden transit olarak Irak'a geçmesiyle ya da Türkiye'de yerleştirilmesiyle, diğeri ise Türkiye askerlerinin Kuzey Irak'a girmesiyle ilgili. Yani hükümet bu konularda da parlamentodan yetki talebinde bulunacak. Bu iki tezkirenin 18 Şubat 2003 tarihinde parlamentoya sunulması bekleniyordu. Fakat özellikle sivil toplum kuruluşlarının bu konuda şiddetli tepkilerinin olması ve bu tepkilerin gittikçe yayılması hükümeti tereddüde sevk etmiş görünüyor. Bu yüzden hükümet söz konusu tezkirelerin parlamentoya iletilmesi işinin ertelenebileceğinin sinyallerini verdi. AKP genel başkanı R. Tayyib Erdoğan bu konudaki yetki tezkirelerinin ancak BM kararından sonra parlamentoya sunulabileceğine dair bir açıklama yaptı. Başbakan Abdullah Gül'ün de bunu teyit eden açıklamaları oldu. Fakat ABD bu iki tezkirenin bir an önce parlamentodan geçirilmesi için bastırıyor. Dışişleri bakanı Yaşar Yakış da Amerika'da yaptığı açıklamasında söz konusu iki tezkirenin her hal ü karda parlamentoya sunulacağına dair iddiada bulundu.
Resmi çevrelerde sözünü ettiğimiz gelişmeler yaşanırken sivil toplum kuruluşlarının öncülük ettiği savaş karşıtı eylemler de gittikçe yayılıyor. Özellikle Avrupa'dan gelen insani kalkanların Türkiye üzerinden geçişleri bu yöndeki eylemler için iyi bir fırsat olarak değerlendirildi. İnsani kalkanlar ekibine Türkiye'den onlarca kişi iştirak etti ve ekip karayoluyla Cilvegözü sınır kapısından Suriye'ye uğurlandı. Ekip Suriye - Ürdün üzerinden Irak'a geçmeyi planlıyor.
Bu arada savaş karşıtı eylemlerin bütün topluma yayılması için faaliyetler yürütülüyor. Bunlardan biri de 15 Şubat 2003'te başlayan ışıkları söndürme eylemi. Ayrıca yukarıda sözünü ettiğimiz iki tezkirenin parlamentoya sunulduğu tarihte parlamento etrafında büyük bir kalabalık oluşturulması ve bu tezkirelere karşı tepkilerin dile getirilmesi planlanıyor.