21 Şubat 2003 Cuma, es-Sebil gazetesi
Amerika'nın Irak'a yönelik bir askeri operasyon düzenleme hazırlığı içine girmesinden buyana Türkiye de kritik bir döneme girdi. Ancak son günlerde, Amerika'nın bu konudaki hazırlıklarını hızlandırmasıyla ve Türkiye üzerindeki baskılarını artırmasıyla birlikte çok daha kritik ve zor bir dönemece girilmiş oldu. Bu açıdan Türkiye bu günlerde oldukça zor bir karar noktasında bulunuyor.
Amerika'nın Türkiye'nin havaalanlarını ve limanlarını askeri operasyonlara elverişli hale getirmesine izin verilmesi konusunda hükümete yetki veren tezkire 6 Kasım 2003 tarihinde gerçekleştirilen oylamayla parlamentoda kabul edilmişti. Fakat konunun asıl ehemmiyetli cihetini Kurban bayramı sonrasına bırakılan iki tezkire oluşturuyordu. Bunlar da Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak'a geçişlerine veya Türkiye topraklarına yerleştirilmelerine izin verilmesi ve Türk askerlerinin Irak topraklarına girmesi konusunda hükümete yetki verecek olan tezkirelerdi. Bu iki tezkirenin 18 Şubat 2003 tarihinde parlamentoya getirileceği önceden açıklanmıştı. Fakat muhtelif sivil kuruluşlardan ve halktan gelen tepkiler ve ABD ile Türkiye arasında yürütülen pazarlıklardan Türkiye hükümetinin istediği doğrultuda bir neticenin çıkmaması sebebiyle söz konusu tezkirelerin parlamentoya getirilmesi işlemi ertelendi. Biz bu yazıyı yazdığımızda Türkiye'yle ABD arasındaki pazarlıklar devam ediyordu ve henüz bir anlaşmaya varılmış değildi. Ancak resmi ağızlardan yapılan açıklamalarda bu konuda çok hızlı gelişmelerin yaşanabileceği vurgulanıyordu. Bu sebeple bu yazı neşredildiğinde Türkiye ile ABD arasında bir anlaşmaya varılmış olması ihtimal dışı değildir. Bununla birlikte biz Türkiye ile ABD arasındaki pazarlıkların genel boyutunu ve gelinen son noktayla ilgili tespitlerimizi aktarmak istiyoruz.
Öncelikle şunu ifade edelim ki Türkiye ile ABD arasındaki pazarlıklardan bir netice çıksa bile yukarıda sözünü ettiğimiz tezkirelerin parlamentoya getirilmesi ancak 25 Şubat 2003 Salı günü mümkün olabilecek. Çünkü o tarihe kadar parlamento tatilde olacak. Eğer o tarihte parlamentoya gelirse çok hızlı bir şekilde görüşülüp kabul edilmesi de, görüşmelerin uzatılması ve bu yüzden kabul edilmesinin biraz zaman alması da muhtemeldir. Fakat her hal ü karda bu tezkireler parlamentoya sunulduğunda sıcak tartışmalar yaşanacak ve şiddetli tepkiler olacaktır.
İkinci olarak şunu ortaya koyalım ki göründüğü kadarıyla Türkiye ile ABD arasındaki mevcut pazarlıkların temel eksenini para konusu oluşturmaktadır. Yani Türkiye'nin ABD'nin taleplerini kabul etmesi karşılığında Amerika'nın Türkiye'ye ne kadar hibe ve ne kadar kredi vereceği konusu. Haberlere yansıdığı kadarıyla bu konuda Türkiye'nin talebiyle Amerika'nın teklifi arasında beş milyar dolarlık bir fark bulunuyor. Meselenin böyle bir para pazarlığına dönüşmesi ister istemez Türkiye toplumunda endişeli bir bekleyişe sebep oluyor. Çünkü konu sadece bir para pazarlığına indirgenince ABD'nin kendisinden istenen parayı verme taahhüdünde bulunması durumunda onun isteklerinin de yerine getirilmesi söz konusu olacak. Oysa Türkiye halkının ve muhtelif sivil kuruluşların Amerika'nın isteklerinin kabul edilmesine karşı çıkmalarının esas boyutunu insani cihet oluşturuyor. Çünkü bütün herkes biliyor ki Amerika'nın böyle bir saldırıyı gerçekleştirmesi yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının evsiz kalmasına ve Irak halkının darmadağın bir hale gelmesine sebep olacak. Bu durum karşısında herkes ister istemez şu soruyu soruyor: "Amerika, beş milyar dolar daha vermeyi kabul ederse o kadar insanın öldürülmesine, koskoca bir halkın perişan edilmesinde Türkiye topraklarının bir geçit olarak kullanılmasına razı olacak mıyız?" İşte bu yüzden hükümetin meseleyi bir para pazarlığı derecesine indirgemesi ve hadisenin insani boyutunu devre dışı bırakmış gibi bir intiba vermesi tepkilere ve tenkitlere sebep oluyor.
Üçüncü bir konu da "ABD'nin B planı" meselesiyle ilgili. Amerikan medyası, Türkiye'deki hükümetin, Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak'a geçişlerine izin vermemesi durumunda ABD'nin B planını devreye sokacağını iddia ediyor. Türkiye'de de adeta ABD lobisi gibi çalışan bazı çevreler sık sık bu iddiayı gündeme getiriyor ve böyle bir şeyin olması durumunda Türkiye'nin stratejik açıdan büyük kayıplar vereceğini iddia ediyorlar. Fakat şimdiye kadar bu "B planı"nın ne ve nasıl bir şey olduğu konusunda net bir açıklama yapılmış değil. Birçokları aslında Amerika'nın böyle bir planının olmadığına ve bu konudaki iddialarını sırf Türkiye'ye şantaj yapmak amacıyla gündeme getirdiğine işaret ediyorlar. Bazıları da Amerika'nın böyle bir planı olsa bile kendisi açısından çok daha külfetli ve riskli olacağına, dolayısıyla Türkiye'nin doğrudan desteğinin olmaması ve Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak'a geçirilememesi durumunda ABD'nin askeri operasyon başlatmasının son derece zor olacağına dikkat çekiyorlar.
Sonuç olarak ortaya çıkan gerçek şu ki Türkiye'nin sergileyeceği tavır Amerika'nın Irak'a yönelik saldırı planı konusunda belirleyici bir etken olacaktır. Bu açıdan Türkiye'deki mevcut hükümetin Amerikan saldırganlığı karşısında kararlılık gösterebilmesi ve onun insanlık dışı operasyon planına destek vermemesi oldukça ciddi bir tehlikenin atlatılmasında önemli rol oynayabilir.
Siyasi ve diplomatik alanda bu gelişmeler yaşanırken bir yandan da Türkiye'de savaş karşıtı eylemler yaygınlaşarak devam ediyor.