21 Kasım 2003 Cuma, Vakit gazetesi
Son yaşanan olaylarla birlikte "bu işten en çok kim yararlandı veya yararlanmaya çalışıyor?" sorusuna dayandırılan tahliller bayağı dikkat çekmeye başladı. Biz bu hususa daha önce şiddet olaylarıyla ilgili muhtelif değerlendirmelerimizde temas etmiş ve bunun aynı zamanda herhangi bir fiilin asıl faillerine ulaşma konusunda izlenen bir metot olduğuna dikkat çekmiştik. Şimdi bakıyoruz birçok yorumcu bu gerçek üzerinde durma ve İstanbul'daki şiddet eylemlerinden ABD ve İsrail'in istifade çabalarından söz etme ihtiyacı duyuyor. Biz de bundan önceki yazımızda şiddetin uluslararası boyutuna temas ederken, siyonist işgalcilerin son dönemde, insanlığa mal olmuş değerler ve ilkeler açısından kabulü mümkün olmayan şiddet eylemlerinden istifadesi üzerinde kısmen durmuştuk. Bugün bu yöndeki çabaları hakkında bilgi vermeye devam etmek istiyoruz.
Malum olduğu üzere Avrupa'da geçtiğimiz haftalarda yapılan geniş çaplı bir ankette İsrail'in insanlık için en büyük tehdit olarak görüldüğünün ortaya çıkması işgalci siyonistlerin bayağı zoruna gitmişti. O zaman bu konudaki tepkilerini değişik şekillerde dile getirmişlerdi. Fakat ne kadar ilginçtir ki İstanbul'da yaşanan son olaylardan bu konuda da istifade etmeye çalışıyorlar. İsrailli bazı yetkililer söz konusu anketin antisemitizmi yani yahudi düşmanlığını teşvik ettiğini ve bunun sonucunda yahudileri hedef alan eylemler düzenlemek isteyenlerin cesaret aldıklarını iddia ettiler. Buradan yola çıkarak AB'ne daha fazla yüklenmeye ve bu teşkilatın kendilerine daha çok şey vermesini sağlamak için diplomatik faaliyetler yürütmeye başladılar. Ancak bu çabaları kasap Şaron'un Roma'da tepkilerle ve protestolarla karşılanmasını önleyemedi.
Bir ilginç istifade çabası da Şaron'un dünya yahudilerini "İsrail"e göç etmeye çağırmasıydı. Şaron bu çağrısında yahudiler için en güvenli yerin "İsrail" olduğunu iddia etti. Oysa daha yakın zamanda bizzat İsrail gazetelerinin bundan önce göç ettirilmiş yahudiler arasında yaptıkları ankette, bu kişilerin yüzde sekseninin güvenlik sorunundan dolayı durumundan memnun olmadığı yüzde ellisinin de "İsrail"den göç etmek istediği ortaya çıkmıştı. Fakat işgal devleti Aksa İntifadası sürecinde gerçekleşen tersine göç sebebiyle önemli bir nüfus kaybına uğradığından, bu kaybını söz konusu şiddet eylemleri sonrasında yaptığı "göç" çağrılarıyla telafi etmeye çalışmaktadır. Nitekim daha önce Fas'ın Kazablanka şehrinde yaşanan olayların ardından da aynı çağrıyı yapmıştı.
İsrail'in istifade çabalarının hepsi bu kadar değil tabii ki. Ancak Türkiye'yle ilişkilerini sıkılaştırma çabası başta olmak üzere muhtelif istifade girişimlerinden değişik yorumlarda söz edildiğinden biz sözü bu konuyla daha fazla uzatmak istemiyoruz.
Konuyla ilgili diğer yazılar: