Kolaycılık Çözüm Değildir

22 Kasım 2003 Cumartesi, Vakit gazetesi

Artık uluslararası boyutunun olduğuna inanılan şiddet eylemlerinin çözümlenmesi çok kolay. Çünkü adres önceden belli. Önemli olan bu adresle bazı bağlantılar kurulabilmesi. Fakat önceden belli adresle bazı irtibatlar kurulması meseleyi çözer mi? Öyle olmadığını Türkiye'yi ikinci kez sarsan şiddet eylemlerinin geçekleştirilmesi gösterdi. Eğer ki birileri söz konusu adres üzerinden strateji ve politika geliştiriyorlarsa, kendi amaçlarına ulaşabilmek için bu adrese gidilmekle yetinilmesini, arka planla ilgili herhangi bir araştırma yapılmamasını istiyorlarsa, zikrettiğimiz kolay metot, söz konusu şiddet eylemleri üzerinden strateji yürütmeye çalışanların amaçlarına ulaşmalarını sağlar. O zaman da şiddetin önüne geçmek yerine yeni saldırıların, eylemlerin önünü açma gibi bir hataya düşersiniz.

Faillerin kimliklerinin tespiti veya bu konuda bazı bulguların elde edilmesi uluslararası boyutu olan şiddet eylemleriyle ilgili denklemin çözülmesinde yeterli değildir. Hatta bu kişilerin örgütsel bağlantılarının tespit edilmesi de meseleyi çözüme kavuşturmaz. Çünkü bu kişilerin kendi iç dünyalarını kontrol edememeleri, başkaları tarafından kontrol edilmelerine ve birilerinin tuzağına düşmelerine imkan vermektedir. Bu yüzden son zamanlarda İslam coğrafyasını ciddi şekilde rahatsız eden ve daha çok İslami gelişmelerin aleyhine kullanılan şiddet eylemlerinin sırlarının çözüme kavuşturulabilmesi için hem merkezden etrafa hem de etraftan merkeze doğru araştırma yapılması gerekir. Bu metotta da bu eylemlerden en çok kimlerin yararlandığına bakılması büyük bir ehemmiyet arz eder. Bunu tespit eder de o yararlanmaların önüne set çekebilirseniz, hatta bu yararlanmaları açığa vurarak şüpheleri gündeme getirebilirseniz belki o eylemlerden medet umanların da önünü kesmiş olursunuz. Aksi takdirde dediğimiz gibi amaç yerini bulur ve yeni eylemlerin de önü açılmış olur.

Günümüzde uluslararası terörün ana adresi olarak gösterilen el-Kaide'yi reddetmekten yola çıkarak bu örgüt etrafında geliştirilen stratejileri nazar-ı itibara almamak da bir tür kolaycılıktır. Çağdaş emperyalizm bu konudaki stratejilerini iyi tutturabilmek için hedefi dağıtmadan tüm ses getiren şiddet eylemlerini bu örgüte yüklüyor, bu örgütü de İslam'la ve Müslümanlarla özdeşleştirmeye çalışıyor. Bu yüzdendir ki Batı toplumları içinde yaşayan Müslüman azınlıkların tümünün, el-Kaide merkezli anti propagandanın oluşturduğu kötü zan ve töhmetin etkisi altına sokulması için yoğun çaba sarf edildiğini görüyoruz. Özellikle uluslararası siyonizm ve emperyalizmle işbirliği içindeki medya organları bunu oldukça sinsi bir şekilde gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla işi "el-Kaide'nin bizimle ne ilgisi var canım!" diyerek kestirip atmak meseleyi çözmüyor. Burada Amerikan emperyalizminin ve İslam'a karşı sinsi bir savaş içindeki siyonizmin politikasını ve stratejisini iyi tanımak, buradan yola çıkarak el-Kaide'ye mal edilen şiddet eylemlerinin bu politikada ve stratejide nasıl kullanıldığını iyi keşfetmek gerekir.

Konuyla ilgili diğer yazılar:

  • Riyad'dan Sonra İstanbul
  • Terörün Uluslararası Boyutu
  • Eylemler Kime Yaradı?
  • Avrupa'dan Bakış
  • Tırmanan Şiddet ve Müslüman Kamuoyu
  • "Terör" Tuzağındaki Suudi Arabistan
  • ABD Terörle Ayakta Duruyor
  • Tırmanan Şiddet ve Emperyalist Senaryolar
  • İstanbul'daki Şiddet Eylemleri Emperyalist Vahşetin Eseridir