1 Ocak 2004 Perşembe, Vakit gazetesi
Amerikan emperyalizmi miladi sisteme göre üçüncü bin yıla girerken bütün dünyada bir "Amerikan çağı" başlatmak ve kendi hakimiyetini her yerde hissettirmek istedi. Ekonomik ve siyasi ataklarıyla, "tarihin sonu mu?" edebiyatıyla, "tek kutuplu dünya" teorileriyle fazla bir başarı elde edemeyince askeri gücünü kullanmaya karar verdi. Fakat bunun için birtakım gerekçelerin olması, böyle bir şeye ihtiyaç duyulduğuna dair iddiaların dayandırılacağı tehditlerin bulunması gerekiyordu. Yıllarca kullanılan "komünizm tehdidi" artık tarihe karışmış olarak gösteriliyordu. ABD zaten bu gelişmeleri kendi hanesine kaydetmek amacıyla "tarihin sonu mu?" edebiyatına ve tek kutuplu dünya teorisine başvurmuştu. Bu konuda üretilen fikirlerin önce "tek merkezden yönlendirilen, global siyasi sistemi olan, tehditsiz bir dünya" teorisi geliştirilmesi için kullanılması istendi. Ama ABD rakipsiz olmadığını ve kuvvet üstünlüğü sağlamadan siyasi hakimiyetini oturtamayacağını anlayınca mutlaka bir tehdide ihtiyaç olduğunu düşündü.
Yeni tehdidin ve dolayısıyla hedefin İslam olarak belirlenmesinin üzerinden fazla zaman geçmeden dünya tarihinde yeni bir dönemin açılmasına sebep olan 11 Eylül olayları yaşandı. Saldırıyı kim gerçekleştirmiş olursa olsun bu işin senaryosu, stratejisi ve hedef alınacak noktalar önceden belirlenmişti. İnsanlık soğuk savaşın sona ermesiyle sıcak bir barışın hakim olmasını beklerken, kendini sıcak bir savaşın içinde buldu. Bu savaş çok kirli ve çirkin bir savaş. Bu savaşta hiç kimse kendini güvende hissedemiyor. Bazıları emperyalizmin hesaplarının düz gitmesi için başvurulan terör olaylarının hedefi olmaktan korkarlarken bazıları da bu terörü gerekçe edinen, insanlık dışı, vahşi saldırıların hedefi olmanın korkusu içinde yaşıyorlar. Bir tarafta sırları çözülmeyen ve çözülmesi de istenmeyen bir karanlık terör, diğer tarafta uluslararası emperyalizmin hakimiyet kavgasından kaynaklanan global terör. Kısacası insanlık üçüncü bin yılda teknolojinin getirdiği kolaylıkları huzur içinde paylaşmayı beklerken kendini Ortaçağ karanlığının temel müsebbibi olan haçlı zihniyetiyle, bütün insanlığın kendisine hizmet etmek zorunda olduğunu düşünen siyonist zihniyetinin ittifakından doğan modern ve sinsi bir vahşetle karşı karşıya buldu.
İslam alemi, 2003 yılında işte bu vahşetten kaynaklanan önemli hareketliliklere sahne oldu. 2003 yılında bütün dünya kamuoyunun gündemini meşgul eden konular da bu gelişmeler oldu. Bir yanda iki tarafı keskin kılıç gibi her iki yanıyla Müslümanların doğranması için kullanılan bir terör, bir yanda ise ondan daha şedit, daha büyük zararlara, yıkımlara, tahribata sebep olan "gerekçelendirilmiş" global emperyalist terör.
İslam alemi 2004 yılına da işte bu hava ve şartlar içinde giriyor. Emperyalist güçler İslam aleminden ellerini çekmiş değiller. Bilakis yeni oyunlar çevirmenin peşindeler. Ama ne olursa olsun geleceğe ümitle bakmak ve onların azgınlıklarının kendi sonlarını hızlandırabileceğini unutmamak gerekir.