Türkiye'de milletvekillerinin transfer edilmesi yoluyla iş başına gelen koalisyon hükümetinin temel eğitimi kesintisiz bir şekilde sekiz yıla çıkarmak için direnmesinden kaynaklanan çalkantılar devam ediyor. İmam hatiplerin orta kısımlarını ve Kur'an kurslarını kapatmayı hedefleyen bu uygulamaya karşı tepkiler gittikçe büyüyor.
Temel eğitimin sekiz yıla çıkarılmasına karşı Millet Meclisi'ne verilen dilekçe sayısı bir milyonu geçti. Millet Meclisi'ne belli bir konuda bu kadar çok dilekçe verilmesi Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez gerçekleşen bir olay.
Hükümet, tepkilerin meydanlara yansımasını önlemek amacıyla bütün ülke çapında güvenlik güçlerini teyakkuz haline geçirmiş durumda. Üstelik halkın yasal bir şekilde miting ve gösteri yürüyüşü düzenlemesine izin vermiyor. Bugüne kadar Türkiye'nin değişik illerinde yasal mitingler düzenlenmesi için müracaatta bulunuldu. Ancak Kütahya dışında hiçbir yerde miting düzenlenmesine izin verilmedi. Bazı illerde de valiliklerin verdiği izinler İçişleri bakanlığı tarafından iptal edildi. Bu durum hükümetin, halkın geniş çaplı tepkisinden korktuğunu gösteriyor.
Ancak hükümetin bütün engellemelerine rağmen yine de insanlar çeşitli şekillerde tepkilerini gösteriyorlar. Örneğin geçtiğimiz Cuma günü (8 Ağustos 1997 tarihinde) başta İstanbul olmak üzere birçok il ve ilçede temel eğitimin sekiz yıla çıkarılması çabalarını protesto amacıyla gösteriler düzenlendi. İstanbul'da Beyazıt Camisi'nde toplanan yaklaşık on beş bin kişilik bir kalabalık sekiz yıl dayatmasına karşı tepkilerini ortaya koymak amacıyla Cuma namazı sonrasında Beyazıt Meydanı'nda Kur'an-ı Kerim okumak ve yöneticilerin aklı selime kavuşmaları için dua etmek istiyordu. Ancak polis namazdan sonra caminin ön kapısını kapatarak cemaati yan kapılardan çıkmaya zorladı. Sonra cami önündeki meydanın her iki yanında da barikat oluşturarak yan kapılardan çıkanların meydana gelmelerini önledi. Buna rağmen yaklaşık beş bin kişilik grup polis barikatını aşarak meydanda toplandı. Bunların içinde camiye sığamadıkları için Cuma namazını meydanda kılanlar da vardı. Polis meydanda toplananları, üzerlerine panzerle su sıkarak ve iterek dağıtmak istedi. Ancak cemaat dağılmayıp programını uyguladı. Program gereği önce Kur'an-ı Kerim okundu. Ardından temel eğitimin sekiz yıla çıkarılmasını protesto eden bir basın açıklaması yapıldı. Son olarak da yöneticilerin aklı selime, ülkenin huzur ve istikrara kavuşması, Allah'ın dinine saldırmak isteyenlerin başarısız kalmaları için dua edildi. Duadan sonra herhangi bir olay çıkmaksızın kalabalık dağıldı. Benim de bizzat iştirak ettiğim ve yakından izlediğim eylemde, polisin bütün zorlamalarına rağmen göstericilerin polisle karşı karşıya gelmemek, herhangi bir çatışmaya girmemek için azami dikkat göstermeleri dolayısıyla çatışma olmadı.
Benzer gösteriler ve eylemler İstanbul dışında da birçok yerde gerçekleştirildi. Bazı illerde güvenlik güçleri insanların tepkilerini dile getirmelerine ve protesto gösterisi düzenlemelerine engel oldular. Ancak bazı yerlerde bütün engellemelere rağmen yine de gösteriler gerçekleştirildi. Bununla birlikte İstanbul'da olduğu gibi İstanbul dışında da göstericiler, güvenlik güçleriyle herhangi bir çatışmaya girmemek için büyük bir özen ve dikkat gösterdiler.
Halk bu konudaki tepkisini bizzat başbakan Mesut Yılmaz'a karşı da gösterdi. Başbakan Yılmaz geçtiğimiz hafta bazı illere geziler düzenledi. Ancak gittiği her yerde halkın yoğun tepkisiyle karşılaştı. Meydanlarda bu tepkileri dile getiren pankartlarla ve sloganlarla karşılandı.
Ancak bütün bu tepkilere rağmen Mesut Yılmaz, temel eğitimi sekiz yıla çıkarma konusundaki inadını sürdürüyor. Örneğin geçtiğimiz hafta ziyaret ettiği Trabzon'da halkın şiddetli bir tepkisiyle karşılaşması üzerine yaptığı açıklamada: "Bu benim siyasi hayatıma mal olsa da bu konudaki kararımdan geri dönmeyeceğim" ifadesini kullandı. Fakat gelişmeler onun bu konuda kendi iradesiyle değil de daha çok kendileriyle işbirliği yaptığı sol partilerin dayatmalarıyla hareket ettiğini gösteriyor.
Sekiz yıl kanunu ise Meclis'te görüşülmeye devam ediyor. Refah Partisi milletvekilleri kanunun çıkmaması için azami gayret gösteriyorlar. Ancak ANAP'a ve onunla işbirliği içindeki sol partilere mensup milletvekilleri yerine göre Meclis İç Tüzüğü'ne uymayan baskıcı ve zorlayıcı uygulamalara başvurarak kanun tasarısını geçirmeye çalışıyorlar. Verilen bilgilere göre kuvvetli bir ihtimalle kanun tasarısı önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu'na sunulacak. Burada da milletvekilleri arasında tartışıldıktan sonra oylamaya sunulacak. Oylamanın sonucunu ise büyük ölçüde ANAP içindeki muhafazakâr milletvekilleri belirleyecek. Bu milletvekillerinin nasıl bir tavır takınacakları ise şimdilik netleşmiş değil. ANAP yönetimi bu milletvekillerinin aleyhte oy kullanmalarını engellemek için bağlayıcı grup kararı aldı. Fakat söz konusu milletvekillerinin bu karara uyup uymayacakları şimdilik belli değil.