Yeni Kralın İlk Uygulamaları

Ürdün'ün "çiçeği burnunda (!)" kralı Abdullah'ın ilk icraatları arasında Türkiye medyasına yansıyan en önemli gelişme, eski kral Hüseyin'e sadakatleriyle tanınmış dört generali emekliye ayırması oldu. Yorumculara göre yeni kral bu generalleri emekliye ayırarak yerlerine kendine daha yakın gördüğü genç generalleri tayin etmek ve böylece koltuğunu sağlamlaştırmak istiyordu. Eski kral Hüseyin'in son zamanlarına kadar veliaht olan Hasan'ın orduda bazı tayinler yapması onun, ölüm döşeğindeki ağabeyi tarafından ihanetle suçlanmasına ve veliahtlıktan azledilmesine yol açmıştı. Ama yeni kral daha iş başına gelir gelmez askeriyede önemli tayinler yapmaya başladı.

Bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz, yeni kralın Türkiye medyasına pek yansımayan bir icraatı: İsrail'in dış istihbarat teşkilatı olarak bilinen ama gerçekte bir cinayet şebekesi gibi çalışan MOSSAD'ın yeniden Amman'da büro açmasına izin verilmesi. İsrail işgal rejimi Ürdün'le Akabe Anlaşması'nı imzaladıktan sonra bu ülkenin başkenti Amman'da bir MOSSAD bürosu açmıştı. Ancak MOSSAD mensubu canilerin 25 Eylül 1997 tarihinde, HAMAS'ın Siyasi Birim başkanı Halid Meş'al'e yönelik bir suikast girişiminde bulunmaları üzerine bu büro Ürdün yönetimi tarafından kapatılmıştı. Büronun kapatılmasında o zamanki kral Hüseyin'in İsrail işgal rejimine kızmasından ziyade Ürdün halkının gösterdiği tepkinin rolü oldu. Bu büro Hüseyin'in sağlığında bir daha açılmadı. Ama yeni kral Abdullah daha iş başına gelir gelmez bu büronun tekrar açılmasına izin verdi. Ürdün'deki ileri gelen siyasiler Amman'da MOSSAD bürosunun yeniden açılmasına tepki gösterdiler. Sanıyoruz Kral Abdullah da böyle bir tepkiyle karşılaşacağını biliyordu. Üstelik göreve gelişinin bu başlangıç merhalesinde biraz kitlesel desteğe ihtiyacı olduğundan tepkileri asgaride tutması da gerekiyordu. Buna rağmen siyonist işgal rejimine böyle önemli bir jest çekmesi ona biçilen rolün ne olduğunu gösteriyor.

Abdullah'ın iş başına gelmesinden sonra bir de "Filistin - Ürdün Konfederasyonu" konusu üzerinde durulmaya başlandı. Biz bu konuyu Cuma dergisinin geçen haftaki sayısında yayınlanan yazımızda biraz etraflı bir şekilde ele almaya çalışmıştık. Burada bu konuyla ilgili olarak özetle şunu söyleyelim ki, böyle bir planın amacı Filistinlilerin kendi devletlerine kavuşmalarını sağlamak değil siyonistlerin işgal altında tuttukları topraklarda yaşayan Filistinlilerin sürgün edilmeleri için bir toprak parçası oluşturmaktır. Çünkü Filistin topraklarında süre giden bağımsızlık ve hak mücadelesi siyonist işgalcileri rahatsız ediyor. Rahatlarına düşkün yahudiler bu mücadeleden dolayı Filistin'e gidip yerleşmek istemiyorlar. Bundan dolayı yahudi göçmenler için inşa edilen yerleşim birimlerinin çoğu boş duruyor. Bu açıdan yahudilerin göçünü hızlandırmak, onları güvence altına almak ve siyonist işgal devletini rahatlatmak için halen işgal altında bulunan Filistin topraklarının bir kısmını kapsayacak ve tümüyle siyonistlere devredilecek topraklardaki Filistinlilerin de göç edebilecekleri bir Filistin - Ürdün Konfederasyonu oluşturulmak isteniyor. Şimdilik bu kadarını dile getirmekle yetinelim, eğer ileride bu plan daha yoğun bir şekilde tartışmaya açılırsa biz de konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri aktarmaya çalışırız inşallah.

Sonuç itibariyle yeni kral Abdullah'ın icraatları onun dedesinin dedesi Şerif Hüseyin'le başlayan ihanet sürecini sürdürmek için göreve getirildiğini ve böyle bir göreve de yatkın olduğunu gösteriyor. Görüldüğü kadarıyla Abdullah uluslararası platformda Ürdün halkını değil, babası ve dedesi gibi Ürdün halkının tepesinde sömürgeci güçleri temsil edecek. Ne yazık ki İslam dünyasında aynı görevi üstlenmiş, daha birçok yönetici bulunuyor.

Ürdün'ün yeni kralı Abdullah'ın ilk icraatları biraz, eski kral Hüseyin'in ölüm döşeğinden kalkıp Ürdün'e giderek kardeşini veliahtlıktan azledip yerine oğlunu tayin etmesinin sebebini de izah ediyor.