BM Reformu

17 Eylül 2005 Cumartesi, Vakit gazetesi

BM, eski Milletler Cemiyeti'nin devamıdır. Milletler Cemiyeti görünüşte uluslar arası politikanın çerçevesini belirleyen bir üst uzlaşma kurumu gibi lanse ediliyordu. Gerçekte ise o zamanki emperyalist güçlerin kendi uygulamalarını dünya genelinde meşruiyete kavuşturma amacıyla kurdukları bir kuruluştu. Dolayısıyla o zamanın güçlü devletlerinin dümen suyunda hareket ediyordu. O zamanın en güçlü devleti de Britanya Krallığı olduğundan Milletler Cemiyeti onun bir yan kuruluşu gibiydi. Bu cemiyetin aldığı kararlar ya Britanya Krallığı'nın ataklarının önünü açıyor, ya da uygulamalarını yasallaştırıyordu. Örneğin İngiltere 1917'de Filistin'i işgal etti. Milletler Cemiyeti 1922'de çıkardığı kararla o toprakları İngiltere'nin vesayetine verdi. Sanki orası babasının malıymış da istediğinin vesayetine verme hakkı varmış gibi!

BM, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıktı. Dolayısıyla bu savaştan galip çıkanların meşrulaştırma mekanizması olarak çalışacak yapıda kurulmuştur. Görünüşte, İkinci Dünya Savaşı bütün insanlığı ciddi şekilde sarstığından, bir daha insanlığın bu tür sarsıntılar, savaşlar yaşamaması için dünya genelinde adaleti hâkim kılmak, haksızlığa uğrayanların başvurabileceği bir merci oluşturmak, yeni bir Hitler çıkması ihtimaline karşı ileri gitmeye kalkışanların önlerini kesmek amacıyla kurulmuştur. Gerçekte ise savaş galiplerinin dünya üzerindeki hâkimiyetlerini "yasal" zemine oturtmak, onlarla uzlaşma içinde hareket etmeyenlerin tepesine sopa indirmek amacıyla kurulmuştur. Bu sebeple 1945'te kurulmasından buyana BM'in her zaman bir dışa yansıtılan resmi yüzü bir de yansıtılmayan yüzü olmuştur. Ancak yansıtılmayan yüzü çok da gizli değildir. Kararlarına yansıyan üslûptan, alınan kararların uygulamaya geçirilmesi konusunda izlenen tutumdan ve genel stratejiden bunu keşfetmek mümkündür. Örneğin işgalci siyonist devletin aleyhine alınan kararların hiçbiri için yaptırıma başvurulmamıştır. Dolayısıyla bu kararların tümü kâğıt üzerinde kalmış ve sadece BM'in görünen yüzünün süslenmesinde kullanılmıştır. Yani bu kararlar, BM'in dünyaya adaleti hâkim kılma ve savaşları sona erdirme amacıyla kurulduğu iddiasının malzemesi olarak değerlendirilmiştir.

Milletler Cemiyeti 1922'de Filistin'i işgalci İngilizlerin vesayetine verirken, BM de kuruluşundan iki yıl sonra 1947'de çıkardığı 181 sayılı kararla bu toprakların önemli bir kısmını siyonist terör örgütlerine bahşetmiştir. Böylece bugün teröre karşı savaşı öncelikli hedefi haline getireceği söylenen BM ilk kuruluşunda siyonist terör örgütlerinin devlet kimliğine kavuşmalarına yardımcı olmuştu. Sanki babasının mülküymüş gibi Filistin topraklarının da verimli bölgelerinden oluşan % 57'lik kısmını söz konusu terör örgütlerinin devlet kimliği kazanmaları için bağışlamıştı! Böylece normalde gayri meşru olan bir devlet emperyalizmin meşrulaştırma mekanizması olarak çalıştırılan BM'in kararıyla "meşruiyet (!)" kazanmış oldu. Gerçekte ise hâlâ gayr-i meşru bir işgal devletidir. Terör ve şiddet temeli üzere kurulduğu gibi terör ve şiddetle ayakta durmaktadır.

Son Irak işgali sürecinde BM'in yapısının yeniden gözden geçirilmesine ve bir reform gerçekleştirilmesine ihtiyaç olduğu tartışması çıktı. Bu reform tartışmalarında da aslında düğmeye basan ABD oldu. BM, Irak konusunda sürekli ABD'nin işine yarayacak adımlar attığı halde o her zaman daha fazlasını istedi. Irak'ta kendisini çok fazla uğraştırmayacak, bu ülkeyi Saddam yönetiminden alıp kendi kontrolüne verecek ve BM şemsiyesi altında gerçekleştirilecek operasyon istiyordu. Ama bazı ülkelerin itiraz etmesi veya kenarda durması sebebiyle bu olmadı. Bunun üzerine BM'in artık eski aktivitesini, bağlayıcılığını ve etkinliğini kaybettiği, dolayısıyla bu kurumda bir reforma ihtiyaç olduğu yönünde sözler sarf edildi. "Reform" söylemi başka ülkelerin de işine geldi. Çünkü birçok ülke yöneticisi, uluslar arası çapta basite alınamayacak bir etkinliği olan böylesi bir kurumda kendilerinin biraz daha fazla ağırlıklarının olmasını istiyor, reform sürecinin buna imkân tanıyacağını düşünüyordu.

BM'de reform planı bugünlerde New York'ta bir dünya zirvesinin gerçekleştirilmesine sebep oldu. "Reform planında neler var ve BM için belirlenen yeni hedefler nelerdir?" sorusuna inşallah daha sonra cevap vermeye çalışalım.