12 Kasım 2005 Cumartesi, Vakit gazetesi
Mısır ve Azerbaycan, her ikisi de demokrasiyi diktatörlüğün kalkanı olarak kullanan ülkeler. İslâm âleminde ne yazık ki bu tür rejimlerin sayısı da az değil. Bu iki ülke aynı zamanda demokrasinin terazisini istedikleri gibi ayarlamayı da beceriyorlar. Gerçi artık sadece kendi halkları değil bütün dünya onların bu sahtekârlıklarının farkında. Dolayısıyla bu ülkelerdeki diktatörler artık kimseyi kandıramadıklarını kendileri de çok iyi biliyorlar. Ama halkın tepesinde tuttukları demir tokmağın, seçimlerden alınan sonuçları aynen kabul ettirmede işe yaradığını düşünüyorlar. Çağımız insanlığına demokrasiyi adeta bir "siyasi din" olarak kabul ettirmeye çalışan güç odaklarının ihtiyaç duyduklarında putlarını yemeleri demokrasi kalkanlı totaliter rejimlerin işlerini kolaylaştırıyor.
Bu gibi ülkelerde seçimler halkın iradesinin ve tercihinin ortaya çıkması için değil hâkim sistemlerin işlemesini sağlayan organların meşrulaştırılması için gerçekleştirilmektedir.
Azerbaycan'da geçtiğimiz günlerde seçim yapıldı. Alınan sonuçlarla halkın iradesini yansıtan genel hava arasında ciddi bir uçurumun olması seçimlere hile karıştırıldığını açıkça ortaya koyuyordu. Tepkiler hilelere kimsenin kanmadığını gösteriyor. Bazı uluslar arası organlar seçimin standartlara uygun olmadığını açıklamakla yetindiler. Gerçi seçimlerle ilgili standartlar belirlendiğini ve standartlara uygunluk belgesi verildiğini duymamıştık. Ama korkarız böyle bir şey olsaydı bile Aliyev uygunluk belgesi almaya yetecek kadar para bulurdu!
Azerbaycan'daki seçimlerle ilgili tepkilerin ve tartışmaların devam ettiği sırada Mısır'da parlamento seçimlerinin birinci merhalesi gerçekleştirildi. Bu ülke son dönemde bir reform sancısı yaşıyor. Ama Hüsni Mübarek reformları da kendi standartlarına uydurmayı beceriyor. Bu sebeple reform süreci de onun açısından meşrulaştırma mekanizmasının ana unsurlarından biri gibi işliyor. Örneğin reform gereği son cumhurbaşkanlığı seçimleri "çok adaylı" oldu. Ama Mübarek işini yürüterek iştirak edenlerin yüzde seksen sekizinin oyuyla kendini bir kez daha cumhurbaşkanlığına seçtirdi. Böylece reform oyununu da hesabına gelecek şekilde oynamış oldu.
Şimdi parlamento seçimleri yapılıyor. Üç merhalede gerçekleştirilecek seçimlerin ilk merhalesi 9 Kasım Çarşamba günü oldu. İkinci merhale 20 Kasım'da, üçüncüsü ise 1 Aralık 2005'te gerçekleştirilecek. Her bir merhalede belli bölgelerde oy kullanılarak oralardan seçilecek parlamenterler belirlenecek. Buralardaki seçimler de iki turlu olacak. Yani dar bölge sistemi uygulanarak birinci turda oyların çoğunluğunu alanlar seçilecekler. Hiç kimse alamazsa her seçim dairesinden en çok oy alan iki aday ikinci tura kalacak. Tabii böyle bir sistem uygulanması ve ülkenin üç ayrı bölgeye ayrılarak üç merhaleli seçim yapılması da oyunun önemli bir parçasını oluşturuyor. Mübarek her ne kadar teraziyi kendi tarafına yatacak şekilde ayarlıyorsa da yine yaş tahtaya ayak basmak istemiyor. Filistin'de yerel yönetimlerin belirlenmesinde dört merhaleli seçim sistemi uygulanmasının amacı da böyle bir oyundu.
9 Kasım'da gerçekleştirilen birinci merhalede 164 sandalye için yarış oldu. Bu kadar sandalye için toplam 1600 aday yarıştı. Sadece 31 sandalye birinci turda kesinleşti. 133 sandalyenin sahipleri ise 15 Kasım'da gerçekleştirilecek ikinci turda belirlenecek. Belirlenen 31 sandalyeden 27'sini iktidarı elinde bulunduran ve Hüsni Mübarek'in partisi olarak bilinen Ulusal Demokratik Parti, 4'ünü de Müslüman Kardeşler'in adayları kazandı. Diğer muhalif gruplardan, partilerden veya bağımsız adaylardan kazanan olmadı. İkinci turda belirlenecek 133 sandalye için yarışacak 266 kişinin büyük çoğunluğunu yine iktidar partisinden aday olanlar veya bu partiye mensup olup da yine bir seçim oyunu yapılması amacıyla bağımsız aday olanlar oluşturuyor. Muhalefetten ise en fazla ikinci tura kalanlar yine Müslüman Kardeşler'den aday olanlar. Bu cemaatten 32 kişi, diğer muhalif oluşumlardan 7 kişi ikinci tura kaldı. Diğerlerinin tümünü Ulusal Demokratik Parti'ye mensup olup da ya doğrudan bu partinin listesinden yahut bağımsız aday olanlar oluşturuyor.
Bu durum seçimlerin sonuçlarını özgür iradenin değil hile ve sahtekârlığın belirlediğini açıkça ortaya koyuyor. Zaten tüm muhalif gruplar bu görüşte ittifak halindeler.
Mısır seçimleriyle ilgili bilgileri ve değerlendirmeleri inşallah gelişmelere paralel olarak sizlere aktarmaya çalışacağız.