Baltacı Hüsni Paşa

2 Aralık 2005 Cuma, Vakit gazetesi

İslâmî hareket Mısır'da çağdaş emperyalizme hizmet eden hâkim sistemin her zaman korkusu olmuştur. Çağdaş emperyalizm ve onun itinayla koruduğu işgalci siyonist devlet açısından da Mısır'daki rejim daima büyük önem arz etmiştir. Mısır rejimi bu statüsünü sürekli ABD'den büyük çapta ekonomik yardım almak için değerlendirdi. Bu sebeple dünyada İsrail'den sonra ABD'den en fazla yardım alan ikinci ülke Mısır'dır.

Mısır yönetimi ABD'den aldığı yardımlarda herhangi bir kesinti yapılmasını engellemek amacıyla bundan birkaç yıl önce yaptığı açıklamada "bize yardım etmezseniz İslâmcılar gelir" tehdidini kullanmıştı.

Bu yönetim halk desteğinden yoksun olduğundan ayakta kalabilmek için halkı sürekli demir yumruk altında tutmaya çalışıyor. Eskiden diktatörlük rejimlerinin sürdürülmesi için çok fazla masrafa gerek görülmüyordu. Ama şimdi teknoloji geliştiğinden bu iş pahalıya mal oluyor. Üstelik "terörle mücadele" adı altında yürütülen "muhalif güçlerle mücadele" için çok sayıda personel çalıştırmak gerekiyor. İstihbarat organlarının iyi işleyebilmesi için kesenin ağzını hayli açmak gerekiyor. Mısır'a yapılan yardımların önemli bir kısmı buralara gidiyor. Yöneticilerin zevk u safası, "resmi ziyaret" diye gerçekleştirdikleri turistik seyahatler vs. için harcananlar da cabası. Bu yüzden bu ülke Amerika'dan yılda üç milyar dolar yardım almasına rağmen halkını hâlâ sefalet içinde yaşamaya zorluyor. Nüfusunun 18 milyonu bulduğu söylenen Kahire'de beş yüz bin insan evsiz. Oysa bu ülkenin yönetimi halkıyla bütünleşebilse, o halkın inançlarına saygı duysa, sömürgeci güçlerin değil kendi halkının çıkarlarını korumaya önem verse idi halkla uğraşmak için akıttığı paraları hizmet için harcayacaktı. İstihbarat organlarında çalıştırdığı yüz binlerce insanı üretim alanlarına transfer edecekti. Onların işleteceği üretim kurumları yeni üretim ve pazar alanları oluşturacaktı. Böylece halk kademeli bir şekilde sefaletten kurtulacak, yönetime destek verecek ve "güçlü bir devlet"in ortaya çıkmasına yardımcı olacaktı.

Mısır rejimi şimdiye kadar her zaman göstermelik bir demokratik sistem uyguladı. Ancak bazı zamanlarda halkın nabzını ölçmek, çizgisini anlamak ve kendi arkasında ne kadar destek olduğunu görmek için özgür iradenin önünü kısmen açtığı oluyor. Örneğin bundan birkaç yıl önce Avukatlar Sendikası'nda (bizdeki Barolar Birliği'nin dengi kuruluş) serbest seçim yapılmasına imkân tanıdı. Müslüman Kardeşler'in adayları tam bir oy patlaması gerçekleştirerek sendikanın birçok biriminde seçimi kazandılar. Bunun üzerine Hüsni Mübarek seçimleri iptal etti. Seçilenlerden birkaç tanesini göstermelik olarak yerlerinde bıraktı, diğerlerinin tümünü azletti. Onların yerlerine kendi adamlarını tayin yoluyla göreve getirdi. Böylece görevlerine devam etmelerine izin verilen seçilmişler de tayin edilenler tarafından kuşatmaya alınmış oldular.

Son parlamento seçimlerinde Hüsni Paşa, Anayasa'da yapmış olduğu bazı değişikliklerle özgür iradenin önünü kısmen açtı. Yine öne çıkan ve oy patlaması gerçekleştiren hareket Müslüman Kardeşler oldu. Birçok yorumcu "Müslüman Kardeşler parlamentoda elli sandalye elde edebilirse iyi bir başarı sayılır" derken bu cemaat daha ilk iki merhalede yetmiş altı sandalye kazandı.

Bu durum Hüsni Paşa'yı fena halde kızdırdı. Reform sürecinde resmi şiddeti kısmen devre dışı bırakan ve daha düzgün bir imajla dünya kamuoyunun karşısına çıkmaya çalışan Hüsni Paşa sinirlerine hâkim olamadı. Coplu adamlarını sokaklara salarak insan avına başladı. Müslüman Kardeşler'in verdiği bilgilere göre biz bu yazıyı yazmadan önce bu cemaatten tutuklananların sayısı 546'yı bulmuştu.

Hüsni Mübarek'in copluları bununla da yetinmeyerek caddelerde, sokaklarda rasgele insanlara saldırdılar. Saldırıdan pay alanlar arasında gazeteciler de vardı. Bunlardan biri de el-Kerâme gazetesinin muhabiri Esmâ Muhammed Ali'ydi. Hüsni Paşa'nın sivil polisleri bu genç gazeteci bayanı görevini yaptığı sırada alıp götürmüş, şiddetle dövmüş, yüzünü birkaç yerinden yaralamış ve kolunu kırmışlardı.

Mısırlılar bu metoda baltaciyye (baltacı metodu) derler. Türkçe'den geçme bu kelimeyle genellikle resmî şiddet, devlet terörü kastedilir. Son zamanlarda Arapça kaynaklarda Mısır seçimleriyle ilgili yorumlarda bu ifade çok sık kullanılır oldu. Hatta karikatürlerde bile Hüsni Mübarek'in seçim uygulaması eline balta alıp seçim sandıklarını kırmasıyla resmedilerek söz konusu metoda vurgu yapılıyor.

İrtibatlı Yazılar

  • Mısır'da Sancılı Dönem ve Seçimler
  • Mısır Seçimleri Güven Verecek mi?
  • Mısır Seçimleri
  • Mısır ve Azerbaycan Seçimleri